Get Adobe Flash player

akciğer kanseri

Sigarada Radyasyon Tehlikesi

sigarada

Sigarada Radyoaktivite

Radyasyon
Sigaranın pek çok zararından biri de içindeki radyoktif  maddelerin soluma yoluyla insan vücuduna alınmasından kaynaklanmaktadır.

Sigara içilen kapalı mekanlarda havadaki partiküllerin ana kaynağı sigaradır ve bu partiküllerin çoğu da kanserojendir. Boice ve Lubin yaptıkları çalışmayla akciğer kanserine yakalanma olasılığının, günde 1-9 adet sigara içilmesiyle 4.6 kat, 10-19 sigara içiminde 7.5 kat, 20-39 sigara içiminde 13.1 kat ve 40 sigaranın üzerinde bir tüketimde ise 16.6 kat artmakta olduğunu ortaya koymuştur. Yani günde iki paket sigara içen bir kimse içmeyene oranla 16 kez daha fazla akciğer kanserine yakalanma olasılığına sahip olmaktadır. Günde 1-9 adet sigara içiminin sonucu kansere yakalanma riskinin Japonya’ya atılan atom bombasına maruz kalanların sadece %1’inden azının almış olduğu 3 Sv’lik bir dozun neden olacağı riske eşdeğer olduğu da belirtilmektedir. 3 Sv’lik bir doz ancak 10.000 göğüs röntgen filmi çektirilmesiyle alınabilen çok yüksek bir dozdur. Günde iki paket sigara içen bir kimsenin akciğer kanserine yakalanma riskine eşdeğer risk oluşturan atom bombası dozu ise anında öldürücüdür.
Sigara içimi sadece içenlerin değil aynı havayı soluyan kişilerin de solunum hastalıklarına yakalanmalarına neden olur. Araştırmalara göre ABD’de velilerin sigara içmesi yüzünden yılda 6.200 çocuk ölmekte, hastalanan çocuklar için her yıl 4.6 milyar dolar tıbbi harcama yapılmaktadır. Bu nedenle ABD’de 15 eyalette çocuklu evde sigara içme yasağı getirilmesi gündemdedir.

Kimyasal Zehirlilik Ve Radyo Zehirlilik
Yiyeceklerden, içeceklerden, solunan havadan vücuda alınan eser elementlerin gereğinden az ya da çok olmasının türlü hastalıklara yol açtığı tıp dünyasınca bilinmektedir. Vücudun gerekenden fazla alınan bazı eser elementleri atabilme yolları vardır, ama elementlerin bulunuş şekilleri ve vücuda girme yolları bazen onların vücuttan atılmalarını engelleyebilmektedir. Örneğin bir eser elementin vücuda tuz halinde yiyecek yoluyla girmesiyle onun organometalik ve hatta katransı bir madde ile birlikte solunum yoluyla girmesi  arasında, vücutta kullanılış ve dışarıya atılış mekanizmaları açısından büyük fark vardır. Vücudumuza soluma yoluyla alınan zehirli eser elementler yiyecek yoluyla alınandan çok daha fazla tehlikelidir. Örneklersek, uranyumun kimyasal-zehirliliğinde onun soluma yoluyla yıllık alım limiti 0.6 g iken yiyecek yoluyla yıllık alım limiti 40 g’dır. Yani aynı uranyum miktarı soluma ile vücuda girerse besin zincirinden alınmasına oranla kimyasal zehirlilik açısından 65 kez daha tehlikelidir.
Uranyumun aynı zamanda radyo zehirliliği vardır. Doğal uranyumun soluma ile vücuda alınmasının yıllık alım limiti 0.06 g iken, yiyecek yoluyla vücuda alınmasında çözünebilen uranyum bileşikleri için yıllık alım limiti 20 g, çözünemeyen uranyum bileşikleri içinse 300 g’dır. O halde doğal uranyumun radyo-zehirliliği soluma yoluyla alınırsa besin zinciriyle alınmasına oranla 300 ile 5.000 kez daha fazla tehlikelidir. Ayrıca, bu oranlar yetişkinler için verilen değerlerdir. Soluma ile alınan radyoaktivite ile bebekler ve çocukların yetişkinlere göre 10 kez daha fazla radyo-zehirliliğe maruz kaldığı belirlenmiştir.

Radyo Zehirlilik
Sigara içiminin kimyasal zehirliliğinden çok radyo zehirliliğinin daha etkili olduğu saptanmıştır. Sigaradaki radyonüklitlerden en zararlısı, sigaranın yaklaşık 600-650 °C’lik alev sıcaklığında tamamen buharlaşan polonyum-210’dur . Filtreli sigaralar ve porositesi yüksek sigara kağıtları, sigara içilmesi sırasında oksijen miktarını artırıp tütünde tam yanmayı sağlayarak sigaranın alev sıcaklığını artırdığından toryum, uranyum ve potasyum gibi buharlaşma sıcaklığı yüksek diğer radyonüklitlerin de buharlaşarak ciğerlerimize alınmasına neden olmaktadır. O halde katransı maddeleri süzmesi için ilave ettiğimiz filtreler vücudumuza kanser yapıcı radyonüklitlerin alınmasını kolaylaştırmaktadır.

Sonuçlar
Sigaranın insan sağlığına zararını değerlendirirken kimyasal zehirliliğinin yanısıra radyoaktif zehirliliğinin de dikkate alınması gerektiği yapılan çalışmalardan anlaşılmaktadır. Little ve Radford, günde 2 paket sigara içenlerin sadece Po-210’dan 25 yılda 2 Sv’lik (ortalama 80 mSv/yıl) önemli bir doz alabileceklerini belirtmektedirler. Bir radyasyon işçisinin maruz kalabileceği izin verilen en büyük doz değeri 20 mSv/yıl’dır. Martel, sigara içen ve akciğer kanserinden ölenlerin ciğerlerinde Po-210’dan kaynaklanan 16 Sv’lik önemli doz değeri hesaplamıştır. Cohen, akciğer kanseriyle mücadelede, içindeki zift ve benzer kanserojen maddeleri tutmak üzere filtreli sigaralar üretmek yerine, Po-210’dan arındırılmış sigaralar üretilmesini tavsiye etmektedir.

Akciğer Kanseri Hakkında

KANSER

Akciğer Kanseri
Akciğer kanseri, akciğer dokusunun malignant transformasyonu (değişime uğraması) ve yayılması(metastazı) nedeniyle oluşan kanser türüdür. Tüm kanser türleri arasında en ölümcül kanser türü olan akciğer kanserinden dünya çapında her yıl yaklaşık olarak üç milyon insan yaşamını yitirmektedir.
Tüm kanserlerin %16’sı, tüm kanser ölümlerinin %28’i ( erkeklerde %35, kadınlarda %19 ) akciğer kanseri nedeniyledir.Aslında tarihsel olarak çoğunlukla erkeklerde görülen bir kanser tipi olmasına rağmen, son yıllarda kadınlarda görülme sıklığının giderek artması, sigara içen kadınların oranındaki artışa bağlanmaktadır. Günümüzde, akciğer kanseri, kadınlarda ölüme sebebiyet veren kanser türleri arasında en önde gelenidir ve göğüs (meme) kanseri, yumurtalık ve yumurtalık tüpü kanserleri toplamından daha yaygındır. Yine de, hatırlatmakta fayda var ki, başka yönlerden sağlıklı olan ve hayatı boyunca sigara kullanmamış olan insanlar da akciğer kanserine yakalanabilmektedirler.
Son araştırmaların ışığında, akciğer kanseri riskini artıran en önemli faktör kanserojen maddelerin uzun süre boyunca solunumundan kaynaklanmaktadır (sigara içmek ve sigara dumanına maruz kalmak gibi).
Teşhis ve tedavi kanserin histolojik tipine, aşamasına ( yayılma derecesi), ve hastanın genel performans durumuna bağlıdır. Ameliyatlar, kemoterapi ve radyoterapi yaygın olan tedavi amaçlı uygulamalardır.Ayrıca son dönem yeni tedavi çalışmaları vardır.bunlardan en etkilisi cytotron tedavi yöntemidir.Hastalarda sevindirici sonuçlar alınmıştır.merkezleri kosova hindistan ve malezya da bulunmaktadır( bkz:www.cytotron.com)
Trakea , bronşlar, bronşioller gibi alt solunum yolları veya akciğer parankiminden gelişen tümörler için Akciğer Kanserleri terimi kullanılır.
En sık 50- 70 yaşlar ( %5’i 40 yaş altında ) arasında görülür.
Asemptomatik yani belirtisi yok olabilir.
Akciğer kanserinde genellikle görülen belirti ve bulgular
Öksürük
Nefes darlığı ve nefes almada zorlanma
Kanlı balgam çıkarma ve kan tükürme
Egzersiz yapmada zorlanma
Göğüs ağrısı
Ses Kısıklığı
Kol ve Omuz Ağrısı
Yutarken zorlanma ve takıntı hissi
Kemik ağrısı
Anemi yani kansızlık
Düzensiz kalp atımları
Lenfadenopati
Başağrısı
Sarılık
Cilt ve Ciltaltı Nodülleri
İştahsızlık, halsizlik ve kilo kaybı
Hırıltılı solunum
Sık tekrarlayan zatüreler
Yutma güçlüğü
Yüzde dolgunluk ve kızarma
Göğüs kafesi içinde lenf sıvısı birikimi
Ateş
Çarpıntı ve senkop (bayılma)
Omuz ve kol ağrısı
Göz kapağında düşme, gözün içine çökmesi vb
Akciğer Kanseri’nin nedenleri
Akciğer kanserinin oluşumunda en çok aşağıdaki faktörlerin etkili olduğuna inanılmaktadır:
Sigara (% 90’dan daha fazla)
Radon ( nedenlerin % 15’i olarak gösterilmektedir.)
Radondan korunmanın en etkili yolu ahşap evlerde yaşamaktır.
Asbest
Asbest elyaflı çatılar ( atermit , eternit vs) dan akan suların sızabileceği yerlerden korununuz. Bazı belediyeler asbestli çimento kullanılarak imal edilmİş içme suyu boruları kullanabilmektedir.
Kronik İntertisyel Pnömonitis
Halojen eterler (klorometileter)
Inorganik arsenik
Radyoizotoplar
Hava kirliliği
Ağır metaller
Krom
Nikel
Hardal gazı
Vitamin A ve E eksikliği
Risk faktörleri
Sigara
Hava kirliliği
Radyasyon yerini almaktadır.
Tedavi
Tümörün büyüklüğüne, yayılımına ve patolojik tipine bağlı olarak tedavide:
• Cerrahi
• Kemoterapi (ilaç tedavisi)
• Radyoterapi (ışın tedavisi) önemli yerler tutmaktadır.
Akciğerlerde başlayan kanserler 2 tipe ayrılırlar. Mikroskop altında hücrelerin görüntüsüne göre küçük olmayan hücreli akciğer kanseri ve küçük hücreli akciğer kanseri. Her tip akciğer kanseri farklı şekilde büyür, gelişir ve tedavi edilir.