Archive for the ‘Tatil Yeri’ Category
Mar
12
Posted under
Tatil Yeri 
Antalya, Akdeniz Bölgesi’nde yer alan Antalya şehrinin aynı ismi taşıyan merkez ilçesidir.
Antalya, Türkiye’nin önemli turizm merkezlerinden biridir. Doğası, palmiyelerle sıralanmış bulvarları, geleneksel mimarisini korumuş merkezi Kaleiçi ve büyük ölçekli turizm yatırımları ile Türkiye’nin en önemli turizm merkezlerinden biridir. Antalya aynı zamanda, Türkiye’nin büyük ölçekli göç alan kentlerinden biridir.
2009 yılı verilerine göre Antalya şehir merkezinde 479.581 erkek, 476.015 kadın olmak üzere toplam 955.596 kişi yaşamaktadır. Bunun 912.000 kişisi ilçe merkezlerinde yaklaşık 43.000 kişi de şehir merkezine bağlı köylerde ikamet etmektedir.
Read the rest of this entry »
Şub
25
Posted under
Tatil Yeri 
Mersin Kızkalesi
Korikos sahil kalesinin 200 m açığındaki küçük adacık üzerindeki kaleye “Kızkalesi” denir. Büyük bölümü ayakta olan Kızkalesi’nin kuzey ve güney uçları sekiz kuleyle korunmuştur. Kalenin dış çevre uzunluğu 192m’dir. Kızkalesi ile sahildeki kale denizden bir yolla bağlanmış, denizden gelecek saldırılara karşı önlem alınmıştı.Karamanoğlu İbrahim Bey tarafından 1448 yılında onarılan Kızkalesi bugün İçel turizminin sembolü haline gelmiştir.
Kızkalesi Efsanesi
Korikos’ta yaşayan Krallardan biri, bir kız çocuğu olsun diye gece gündüz Tanrıya yakarmaktadır. Sonunda dileği yerine gelir ve bir kız çocuğu olur.Kız büyüdükçe güzelliği ve yardımseverliği ile herkesin sevgisini kazanır.Günlerden bir gün kente bir falcı gelir. Kral onu saraya çağırtır, kızının geleceğini öğrenmek ister. Falcı prensesin eline bakınca irkilir ama bir şey söylemez .Kral zorlayınca “Kralım” der, Kızınızı bir yılan sokacak,bu yazgıyı hiçbir şey bozamıyacak der ve siz dahi engel olamıyacaksınız deyip oradan ayrılır. Kral, kıza birşey söylemez ama düşüncelere dalar. Sonunda kıyıya yakın üçük bir adacık üzerinde, ak taşlardan bir kale yaptırmaya karar vererek kaleyi yaptırır ve kızını buraya kapatır.Olan biteni bilmediğinden kızı üzülmekte, günden güne eriyip gitmektedir.Bu duruma çok üzülen kral kızı 19 yaşına gelince kalede bir şenlik verir. Bu şenliğe davetli bir köylü kadın da bağında yetişen nefis üzümlerden bir sepet hediye götürür. Fakat dalgınlığından sepetin içine giren yılanı görmez. Prenses üzümü çok sevmektedir.Daha sonra yemek üzere üzüm sepetini odasına gönderir. Herkes gittiğinde odasına çıkan kız, üzüm yemeye başlar.Osırada sepetin içindeki yılan çıkar ve prensesi sokarak öldürür.Kızkalesinin efsanesi rivayete göre budur.
Tem
28
Posted under
Tatil Yeri 
Göcek Hakkında
Göcek, Güney Ege illerimizden biri olan Muğla ili Fethiye ilçesine bağlı bir beldedir. 1997 yılı sayımına göre nüfusu 3.500 olarak belirlenmiş olup 2006 yılı itibarı ile yerleşik nüfusun 4.400 kişi olduğu tahmin edilmektedir.
Fethiye Körfezi içerisinde yer alan ve Göcek koyu olarak anılan sahil bandında deniz kıyısında yoğunlaşmış bir yerleşimdir. Denize açılan Güney yönü hariç etrafı dik yükselen dağlarla çevrili olan Göcek, bu dağların arasında ki tek kuytulukta yer alan sınırlı bir araziye sahiptir.
Dalaman yönünden gelip Fethiye yönüne giden çok şeritli karayolunun tam olarak hizmete girmesi ile ulaşımı son derece rahattır. 2006 yılında tamamlanarak hizmete giren 980 metre uzunluğundaki Göcek Tüneli ile bu tarihe kadar buraya seyahat edenleri rahatsız eden Göcek Geçidi ve rampaları sorunu da aşılmıştır.
Göcek, 1980′li yılların başına kadar küçük ve sessiz bir köy olarak yaşayagelmiştir. Türkiye’deki turizm bilincinin gelişmesine paralel olarak keşfedilen Göcek, bu tarihten sonra hızla büyümüş ve bölgede ki önemi artmıştır. Şu anda bulunduğu bölgenin en tanınmış turizm lokasyonlarından biridir.
Kusursuz doğası ve denizi ile popüler bir rivyera olarak kabul edilen Göcek’te turizm sezonu Nisan ayından Kasım ayına kadar sürmektedir.
Göcek içinde bulunduğu körfezin coğrafi yapısı nedeni ile sakin ve korunaklı bir liman görevi görmektedir. Birbirinden güzel sayısız koyları, irili ufaklı tropikal şekilli adaları ve tertemiz turkuaz suları ile tatilciler ve deniz tutkunları için aranan tüm özellikleri bünyesinde barındırır. Göcek koyunun bu özellikleri açık deniz ve mavi yolculuk sevenlerin tekneleri için de mükemmel bir mola verme ve barınma noktası olmuştur. Bu ihtiyacı karşılamak üzere Göcek merkezinde dört ayrı uluslararası marina bulunmaktadır.
Dalaman Uluslararası Havaalanına karayolu ile 22 km. mesafede olması bu bölgeye seyahat edenler için büyük bir avantajdır. Bu avantajın farkında olan ve değerlendiren kişiler arasında tüm dünyada tanınan meşhur simalar da Göcek’in yoğun olarak akın ettiği misafirleridir.
Göcek, yat tutkunları için sadece marinaları ile değil, konaklama, teknik hizmet alma, kuımanya temini, haberleşme ve sağlık hizmetleri ile de destek vermektedir. Tüm dünyada ki Göcek tutkunu yat severlerin buluşmalarını sağlayan, Mayıs ve Kasım aylarında düzenlenen yat yarışları, Göcek Yat Kulübü tarafından organize edilmektedir.
İster denizyolu ile , ister karayolu ile Göcek’e gelen ve tatilini burada geçirmek isteyenlere sosyal, kültürel, teknik ve sağlık alanlarında tüm alt yapısı ile hizmet verebilen Göcek aynı zamanda Mavi Yolculuk’lar için kabul edilen en iyi hareket noktasıdır. Güney Ege ve Akdeniz sularındaki rotalara en kolay çıkış yapılabilen ve rotası üzerinde birbirinden mükemmel hedefler barındıran bir çıkış noktasıdır.
Özel Çevre Koruma altında olan Göcek’te çok katlı binalar ve tesisler bulunmamaktadır. Konaklama tesislerinin çoğunluğu az odalı otel, apart ve pansiyon şeklindedir. Çoğunluğu yerel halk tarafından işletilen turizm işletmeleri misafirlerini samimi bir misafirperverlik ile yöre insanının karakterine uygun bir şekilde ağarlamaktadır.
Deniz yönü hariç tüm etrafı yemyeşil çam ormanları ile çevrili olan Göcek, sahip olduğu el değmemiş doğası ile her türlü tatil anlayışına hizmet edebilecek zenginliğe sahiptir.
Lykia uygarlığının izlerine taşıyan bir çok antik kalıntı Göcek çevresine ve hatta adalarına serpiştirilmiştir. Bazen bir koya uzaktan bakarken, yamaçlarda gezinti yaparken veya deniz de yüzerken ayaklarınızın altında bu yıllar önceden kalma tarihi doku ile karşılaşabilirsiniz.
Göcek şehir merkezinde sürekli Günlük Tur tekneleri bulabilirsiniz. Yakındaki Göcek Adasına gidip gelen dolmuş tekneler de bulunmaktadır. Mavi Yolculuk kararınızı Göcek’e geldiğinizde verdiyseniz size hemen kiralık tekne sağlayabilecek profesyonel işletmeler bulunmaktadır.
Tem
18
Posted under
Tatil Yeri 
Kilyos hakkında
Kum, Deniz, Güneş üçgeninde bir cennet, Kilyos.
İki farklı atmosferde güneş, kum, deniz üçgenini sunan Kilyos, İstanbul’da oturanlar için Boğaza gitmek kadar yakın ve güzel, varılan hedef daha da güzel.
İstanbul kent merkezi Taksim’e 35 km uzaklıkta, göz alabildiğince uzanan şifalı kumsala, temiz denize, temiz havaya 45 dakikalık bir yolculuk yapıyor, Kilyos’a ulaşıyoruz. Kent’e çok yakın, fakat çok farklı iki atmosfer yaşanan Karadeniz sahilinin incisi Kilyos İstanbul’da yaşayanların olduğu kadar dünyanın her yerinden gelen turistlere, huzur arayanlara, kendini güvende hissetmek, çılgınca eğlenmek, konser organizasyonlarını, çeşitli etkinlikleri takip etmek, kır lokantalarında piknik yapmak, isteyenlere ev sahipliği yapıyor. Hepsi bir yana, sahile vuran dalgalarla açığa yayılan deniz ve iyot kokusu, orman içi, göllere at gezileri yapma imkânı, yazlık villa alma hayalleri, balık, et, tavuk ızgara lezzetleri ve daha ne sürprizler barındıran Kilyos sahili, tüm randevu sahiplerinin buluştuğu yer sayılıyor. Amacınıza göre hareket ediyor günün veya akşamın istediğiniz saatinde Kilyos’da oluyorsunuz. Hafta sonu piknikçileri sabahın erken saatlerinde ailece yola düşüp plajın veya piknik alanlarının, kır lokantalarının en güzel yerinde yer kapmanın telaşı içindeler. Kilyos plajı gün boyu binlerce misafiri ağırlayacak kapasitesiyle herkese kucak açarken, engin kumsalın bir başka bölümünde yer alan beach clup akşam saatlerinde bile ziyaretçi akınına uğruyor. Kum kürüne müsait şifalı kumsala, vücudu kavurmayan, duş yapmaya bile gerek bırakmayan az tuzlu lacivert denize, gözlerin dinlenmesine neden olan ufuk hattına daha sonra tekrar dönmek üzere Kilyos’u gezmeye başlıyoruz.
Kilyos’a gitmek için ya Sarıyer üzerinden, ya da Maslak istikametinde Bahçeköy geçişiyle ulaşabiliyoruz. Yolun tamamı asfalt. Maslak yolu daha serin, orman içi olması sebebiyle manzaralı, daha sakin, (Pazar hariç, Bahçeköy geçişi hariç) daha az trafikli oluşuyla tercih ediliyor. Rampa aşağı Kilyos yaklaşımı Zekeriya Köy geçişinde yer alan villalar, siteler, çiftlik evleri kentin nerelere kadar genişlediği hakkında fikir sahibi olmamızı sağlıyor. Yolun sağında ve solunda yer alan kır lokantalarının çokluğu yöreye ilgi gösterenlerin sayısının bir başka göstergesi sayılıyor. Lüks villalar geçiliyor Kilyos merkezine giriliyor. Baca gibi uzun, çevresini sarmaşıkların sarıp sarmaladığı tarihi su terazisini solumuzda bırakıp, bir başka tarihi yapıya Kilyos Kalesine çıkıyoruz. Kale aslında sivil ziyaretçilere kapalı, askeri bölge subay gazinosu sahası içinde yer alıyor. Siz saygıdeğer sihirli tur ziyaretçilerine kaleyi göstermeyi arzu ettiğim için görevlilere rica ediyorum. Turizm’in gelişmesine, yöre tanıtımlarına her zaman önderlik yapmış, çevreye, milli değerlere sahip çıkmasını bilen ve koruyan yetkililer nezaretinde kaleyi görmek için içeri alınıyorum.
Kilyos Kalesi
Kalenin yapım tarihi bilinmiyor, Sultan II. Mahmut zamanında restore edilmiş. Ortasında bir sarnıç bulunuyor. Yağmur yağdığı zaman sarnıçların dolması için su toplayacak bir sistem kurulmuş. Hicri 1197-1241 tarihinde Bahçeköy’e kadar tüm sarnıçlar bu dönemde imar ve restorasyon görmüş. Taş yapımı kalenin temizliği ile dikkat çeken kemerli, korunaklı muhafız bölümleri aynen korunmuş. II. Dünya savasında Boğazların korunması amacıyla Almanlar tarafından verilmiş 19.yy Krupp Kamalı çelik top kalenin burçlarında ki yerinden Karadeniz’i seyrederken, kale içinde 8 ayrı top sergileniyor. Kale kapısı üzerinde Sultan II. Mahmut tuğrası, her iki yanında iki savaş topu, karşısında kalenin ele geçirilişi şerefine o dönem dikilip günümüze ulaşan anıt çınar ağacı bulunuyor. 26 metre yüksekliğinde, 5,4 metre gövde çevresine sahip çınarın dikim tarihini gösteren tabelada 1460 yılı belirtiliyor.
Kilyos Çarşısı
Kale kapısından ayrılıp birkaç adım eski köy evlerini geride bırakıp yürüdüğümüz zaman tüm Kilyos manzarasına hâkim tepede konaklama tesislerinin kümelendiğini görüyoruz. Deniz tarafından çıkılan merdivenlerle veya araç yolu ile gelinen oteller tepesi, panoramik manzaraları ile hayranlık uyandırıyor. 50 adım da çarşının başındayız.
Deniz yatakları, can yelekleri, mayoların denizle, piknikle ilgili tüm gerek simlerin karşılandığı dükkânlar, emlak ofisleri, butikler, ayaküstü veya oturmalı lokantalar, her şeyin gözler önünde cereyan ettiği, midye tava, çöp şiş, balık, tavuk, sucuk gibi iştah açıcı kokulara ve görsel lezzetlere sahip renkli çarşı, bir aşağı bir yukarı dolaşılıyor. Plaj kıyafeti ile gezenler, bisiklete, yeni moda motosikletlere binenlerle çarşı Güney sahillerini aratmıyor. Jandarma bölgesi sınırları içinde kalan bölgede tüm kalabalığa rağmen huzur kaçıracak olaya da rastlanmıyor. Boydan boya uzanan çarşı bitiminde koyu gölgeli, araç parklı çay bahçesi solda. İskele, kayıkhane, lokantalar sağda kalmak üzere iniyoruz. Yokuşun bitiminde önce plaja araçla gelenlere otopark, bitişiğinde Kilyos plajı yer alıyor.
Kilyos Solar Beach
Kilyos plajının tam ortasında göze çarpan tesis İstanbul da gerçekleşen büyük organizasyonlara, dev konserlere ev sahipliği yapan Solar Beach.
Gençlerin olduğu kadar, beyaz yakalılar olarak tanımlanan iş adamlarının, onların çalışma saatlerinde kendi başlarına gelen eşlerinin, ailelerin, iş yoğunluğundan uzun tatiller yerine yakın yerlere kaçış yapanların, trendleri, yenilikleri takip etmek isteyenlerin, araç ve motosiklet sahiplerinin ilgi gösterdikleri eğlence performans yeri.
30 bin metre karelik alanda hizmet veren solar Beach, Türkiye’nin en büyük özel plajı ve acık hava gösteri merkezi olma özelliğini taşıyor.
Rock İstanbul, Pink, Gipsy Kings, Ömer Faruk Tekbilek konserleri gibi çeşitli etkinliklere ev sahipliği performans merkezi, gece gündüz aktiviteleri ile İstanbulluların buluşma noktası oluyor.
Kilyos’da Emlak
Mevsimlik ev kiralamak isteyenler mobilyalı daireler bulabiliyor. Okulların açılış ve kapanışı dikkate alınarak kiralanan evler için Haziran – Eylül 4 aylık kira bedeli olarak 2,5 Milyar TL, villalar için 5-6 milyar TL ödeniyor.
Kilyos’da imar durumu açık. Zemin tabakasının sağlam ve fay hattına uzak olması son yıllarda yaşanan depremlerden sonra bölgeye olan ilgiyi artırmış hayli görünüyor. Mecidiyeköy’e 20-25 dakikada gidilebilir olması, su probleminin bitişi, doğalgaz’ın kullanılırlığı yöreyi kışın da oturulur hale getirmeye başlamış.
Girişte bir salon, mutfak, banyo, üst katta 3 yatak odası ve çatı odasından oluşan villalar bahçeli ve iki ve iki buçuk katlı olarak inşa ediliyor. Denize 150 metre uzaklıkta olanların fiyatları 200-300 milyar arası değişiyor. Bahçe ve estetik konum, fiyatları etkileyen bir başka unsur oluyor.
Arsa fiyatlarında ise metre kare fiyatları 130 ila 150 dolar arası değişiyor.
Deniz temiz, atık yok, kum plaj billur gibi parlak, kum kürüne faydalı. Kum deniz içinde de metrelerce devam ediyor.
Fakat dalgalı havalarda Karadeniz asla güven vermiyor. Dalgalar deniz dibine kum yığıyor, bir süre sonra dip dalgalar getirdiği kumları geri götürüyor. Sığ seviyelerdeki tepelerin arkasında kuyu tabir edilen çukurlar, setler oluşuyor. Adım attığınızda yere basamıyorsunuz. Bu yüzden dalgalı havalarda açılmak tehlikeli ve rizikolu sayılıyor. Fırtınalı havalarda deniz yükseliyor kıyı şeridi değişime uğruyor, dalgalar aldığını açığa çekiyor.
Tem
18
Posted under
Tatil Yeri 
Armutlu’ya Nasıl Gidilir?
Armutlu Tatil Köyü, Samanlı Dağları`nın Marmara Denizi`ne indiği güzide bir noktada bulunuyor. Konumu itibariyle bakir ve temiz bir denize sahip olan Armutlu Tatil Köyü Yalova`ya 55, Gemlik`e 42, Bursa`ya 80 km mesafede bulunuyor. Armut Tatil Köyü`ne karayolu ile kolayca ulaşılabildiği gibi, İstanbul -Yenikapı`dan Armutlu`ya tarifeli deniz otobüsleriyle veya Yalova üzerinden feribotla da ulaşmak mümkün. İstanbul`dan Armutlu Tatil Köyü`ne ulaşım 1 saat gibi kısa bir sürede gerçekleşiyor. Deniz otobüsü iskelesi 2002 yılında tamamlanmış ve o tarihten beri hizmet vermektedir.
Deniz otobüsü
İstanbul Yenikapı ve Bostancı’dan – Armutlu’ya deniz otobüsüyle 70 dakikada ulaşabilirsiniz.
İDO Deniz Otobüsleri’nin tatil köyüne her gün tarifeli seferleri vardır.
İDO Yenikapı-Armutlu Deniz Otobüsü Sefer Tarifesi İçin Seçiniz.
Özel otomobiliniz
Aracınızla gidecekseniz, İstanbul – Yalova arasını hızlı feribot ile sadece 45 dakikada alabilirsiniz. Yalova’dan Armutlu’ya, dilerseniz, Bursa yolu üzerinden, dilerseniz Çınarcık yolu (sahil yolu) üzerinden ulaşabilirsiniz.
Armutlu Tatil Köyü Yalova’ya 55 km, Gemlik’e 42 km mesafededir.
İDO Yenikapı-Yalova Feribot Sefer Tarifesi İçin Seçiniz.
Toplu taşıma araçları
İstanbul istikametinden gelen misafirlerimiz için,İDO’ nun hızlı deniz otobüsleri ile ( İstanbul-Yalova) Yalova’ya gelebilirsiniz. İDO terminalinin hemen yanından, Yalova – Armutlu minibüsleri ile Tatil köyümüzün girişine kadar gelebilirsiniz.
Bursa İstikametinden gelen misafirlerimiz ise, Gemlik ilçe merkezinden, Gemlik – Armutlu minibüsleri ile tatil köyümüze ulaşabilirler.
Tem
13
Posted under
Tatil Yeri,
Yaşam Silivri’de festival
48. Silivri Yoğurt Festivali Kültür ve Sanat Etkinlikleri başlıyor.
Bu yıl 48. düzenlenen festival kapsamında; turnuvalar, yarışmalar, sergiler, çocuk etkinlikleri, halk oyunları gösterileri ve halk konserleri yapılacak.
Bir zamanlarin efsane lezzetleri arasında yer alan “Silivri Yoğurdu”nu anımsatmak ve Silivri’yi tanıtmak amacıyla her yıl düzenlenen festival, 13 Temmuz 2009 Pazartesi günü başlayacak ve 18 Temmuz 2009 Cumartesi akşamına kadar devam edecek.
Marmara Denizine maya çalınacak
Etkinlikler kapsamında yoğurt mayalama yarışması düzenlenecek ve sembolik olarak denize maya çalınacak.
Zerrin Özer konser verecek
Silivri Belediyesi tarafından düzenlenen festival kapsamında 14 Temmuz Salı gecesi Volkan Konak, 17 Temmuz Cuma gecesi Burhan Öcal, 18 Temmuz Cumartesi gecesi de Zerrin Özer Silivrililer’le birlikte olacak.
Tem
10
Posted under
Genel,
Tatil Yeri 
Zehirli denizanası uyarısı
İzmit Körfezi’nde ilk kez Mayıs ayı başında görülen ve zehirli oldukları anlaşılan denizanaları, hızla çoğalarak tüm Marmara Denizi’nde yayılırken, bilimadamları bunların görüldüğü alanlarda denize girilmemesini istedi.
ZEHİRLİ DENİZANALARI
İzmit Körfezi’nde ilk görüldüğünde Çevre İl Müdürlüğü ile Tarım İl Müdürlüğü uzmanlarının numune alıp incelettikleri denizanalarının, daha önce Ege’de ve Çanakkale Boğazı’nda da görülen ‘Pusula denizanası’ türü olduğu belirlenmişti. Genelde yaşam alanlarının Atlantik Okyanusu, Akdeniz ile İngiltere’nin batı ve güney kıyıları olduğu belirtilen bu denizanalarının Ege ve Marmara’ya gemilerin balast sularıyla gelerek çoğalmış olabilecekleri belirtilmişti.
İnsanların cildine temas etmeleri halinde deride, gözlerde yanma ve kaşıntı yapabileceği belirtilen bu denizanalarıyla ilgili açıklama yapan Kocaeli Üniversitesi Gazanfer Bilge Meslek Yüksek Okulu Su ürünleri Bölümü öğretim görevlisi Yrd. Doç. Dr. Cem Erkebay uyarılarda bulundu. Yrd. Doç. Dr. Erkebay, bu denizanaları türünün geçen yıl çok ender görüldüğünü belirterek, şöyle devam etti:
“Bu yıl İzmit Körfezi başta olmak üzere sayıları inanılmaz derece arttı. Bunlara üzerindeki kahverengi bantlardan dolayı pusula denizanası adı veriliyor. Bunların şemsiye kısmının altındaki uzantılar 1.5 metre 1.75 santimetreye kadar uzanıyor. Kollarındaki küçük mızraklar deriyle temas ettiğinde derinin içine kimyasal enjekte ediyor. Kesinlikle temas edililmemesi gerekiyor. Temas durumunda tuzlu suyla yıkanması ve bu bölgenin amonyak sürülmesi gerekir. Sağlık kuruluşuna başvurmak gerekiyor. Bol görünen yerde denize girilmemeli. Bunların sayısının artmasının en büyük nedeni de denizdeki kirlilik”diye konuştu.
Tem
10
Posted under
Tatil Yeri 
Orhaniye
Etrafı dağlarla çevrili kapalı bir koy görünümündeki Hisarönü Körfezi turistlerin olduğu kadar leziz balıklarında sığınağı. Eşsiz güzellikteki gün batımıyla ünlü körfezin dantel gibi koyları arasında yer alan, mitolojik öyküsü ve coğrafi yapısıyla ilgi çeken Orhaniye ve Kızkumu 4×4 safaricilerinin bölgedeki önemli durağı.
Orhaniye köyü iki koy üzerine kurulu iki mahalleden oluşuyor.
Keçibükü ve Merkez mahalle. Hisarönü yönünden gelişte karşınıza çıkan Keçibükü, bölgedeki yatların ihtiyaçlarını önemli ölçüde karşılayan “Bay Marina”nın, antik kilise ve bazı yapı kalıntılarının bulunduğu küçük bir koy. Hemen bitiminde ise, ortasında Rodos Şövalyelerinin kullandığı kale ve adasıyla Orhaniye Koyu ve ilginç coğrafi yapısıyla Kızkumu yer alıyor. Her açıdan ve her yükseklikten bambaşka güzellikler sergileyen Orhaniye, günün ilk saatlerinde çarşaf gibi düz bir denize sahip.
Dağların yüksekliği nedeniyle güneş doğuşunu daha geç gören koy, gün boyunca Akdeniz laciverti, gün batımında ise kırmızı, turuncu, pembe ve mor renklerin cümbüşüyle yıkanıyor.
Akşam saatlerinde şiirsel güzellikteki manzara içinde, güneşin güne veda seremonisi izleniyor. Keçi bükü marinanın uyuyan güzelleri birbirinden güzel bembeyaz kuğular gibi görünen yatlarının suya vuran yansımaları, gün batımında bu defa kırmızı tonlarına bürünüyor. Gece iyice lacivertleşince bu defa da ışıkların sudaki dansının seyri başlıyor.
Doğan Motelin kıyısında dolaşanlar, hatta aracıyla gelenler, bu noktada denizden sadece dört parmak yükseklikte geniş toprak yüzeyinde bulunuyorlar. Nerdeyse denizle aynı seviyede olmak, plaj kumundan olmaktan daha farklı olduğunuz hissi uyandırıyor. Sabah bol oksijen ve doğa kokusu içinde yapılan orman yürüyüşü sonrası, bir de kışın yağan sıcak yağmur sonrasında yapılan kahvaltı, bambaşka bir tatlar taşıyor.
Kızkumu
Orhaniye Koyu içinde kırmızı ve iri taneli kumlardan oluşan bir set, kıyıdan itibaren denizin açıklarına doğru dil gibi uzanıyor. Gel-git olaylarında bir görünüp bir kaybolan bu kum set, sular yükselse de yöreye gelen turistlerin su içinde bile yürümelerine olanak tanıyor.
Plaj olarak da rağbet gören 650 m’lik kum setin sonuna kadar yürüyenler, rüzgar ve dalganın etkisiyle yıllardır kaybolmayan Kızkumunun ilginç yapısı karşısında hayrete düşüyorlar. Kumun bir de mitolojik öyküsü var…
“Çok eskiden bir korsan saldırısı sırasında halk panik içinde kaçışırken, yörede sözü geçen bir ailenin prenses kadar güzel kızı peşindeki korsanların elinden kaçıp kurtulmak için eteğine doldurduğu kırmızı kumları etrafa saçarak denize doğru koşmaya başlamış. Ne var ki, eteğindeki kumlar bitince denizin ortasında kalakalmış ve kayıplara karışmış. O gün bu gündür Kızkumu ismiyle anılan set, üzerine 4×4 araçların bile çıkmasına rağmen kum özelliğini hala koruyor. Kumun bir başka özelliği de üzerinde yürüyenlerin tuttukları dileklerin gerçekleştiğine inanılması”.
Neler yapılır
İlk ismi “Kırvasil” iken sonraları Orhaniye olarak anılmaya başlanan ve geçmişi M.Ö 3. yy’a uzanan tarihi köyü gezerken yapabileceğiniz birçok aktivite bulunuyor. Durgun koy, her türlü su sporuna imkan veriyor.
Erken kalkıp, kürek sesleri arasında botla dolaşmak ise bir başka keyif ve dinlenme yöntemi.
Hele olta balıkçılığına meraklıysanız, buradan eli boş dönmeniz neredeyse olanaksız. Su kayağı ve surf için elverişli kıyılar ve koy ortasındaki korsan adası, hem macera, tırmanma, dalma, su altı avcılığı gibi tutkuları olanların, hem de fotoğraf ve video kamerayla ilginç görüntüler yakalamak isteyenlerin beklentilerine cevap veriyor.
Çevrede gezilecek yerler
Köyü ve koyu bir kenara bırakıp çevre turuna çıkacak olursanız Orhaniye’ye 10 dakika uzaklıkta Turgut Köyünde halı dokuyan köy kadınlarının turistlere yaptıkları halı gösterilerine katılabilirsiniz. Turistlere yapılan halı satışı sonrasında gruplar, Selimiye Köyünü, Bybassos Antik Kentini, Pınarcık Harabelerini, Amazon Ormanlarını anımsatan Şelale mevkiini veya Çiflik, Bayır gibi turistik merkezleri görüyorlar. Orhaniye Turgut Köyü yakınlarında tomb (piramit biçiminde anıt mezar) yoldan geçenlerin dikkatini çekmese de görülmeye değer özellikler taşıyor. Antik kentin nekropolü önünde bulunan ve saygın bir aileye ait olduğu belirlenen anıt mezarın öyküsü de ilginç…
Mutlu yaşamayı, iyi bir evlilik yapmayı düşleyenler, çocuğu olmayanlar, askere gidecekler buradan bir tutam toprak alıp dilekleri yerine gelene kadar saklıyorlar. Dilekleri yerine gelenler aldıkları toprağı aynı yere bırakıyorlar. Yörede yaygın inanış böyle…
Orhaniye’den ulaşılabilecek bir başka yakın gezi yeri de Bayırköy.
Bayırköy meydanına gelen turistleri kollarını açmış anıt ağaçlar karşılıyor. Bunlardan iki tanesi çınar, üçüncüsü kara servi ağacı. Ağaçlarının içinde en görkemlisi olan çınarın geniş gövde çapı 9 metreyi aşıyor. İki bin yaşında olduğu tahmin edilen ağacın tamamı ise uzun ve mutlu bir ömrün sembolü. Bu gelenek, İngilizce ve Almanca yazılı tabelalarla turistlerin görüşüne de sunuluyor. Tabelada ağacın etrafında tam bir tur atanların ömür boyu mutlu ve uzun yaşayacağı yazıyor. Bu yüzden ağaçları görmeye gelen, tabelaları okuyup inanan turistler, ağaç etrafını pek de belli etmemeye çalışarak, geziniyormuş gibi yaparaktan turluyorlar bu şekilde sembole ortak oluyorlar. Çınarların gölgelerinde oturanlar ise hem olayı seyrediyor, hem de uzun ve mutlu yaşamak keşke bu kadar kolay elde edilseydi diye söyleniyorlar. Her şeye rağmen dilekte bulunan turistler Bayırköy’den umutlu, mutlu ayrılıyorlar.
Ağaçlı meydanda çay bahçesi, kahve, yöresel ürünler, kekik suyu, kekik otu, defneyaprağı ve hediyelik eşyaların satıldığı tezgâhlar var.
Tema Vakfı Başkanı Hayrettin Karaca’nın yaşlarını tespit için inceleme yaptığı ulu çınarların hemen arkasında, bir başka ilginç ağaç daha yer alıyor. Gövdesinde açılan delikten fışkıran incir ağacı, aynı gövdede iki ağacın ortak yaşamına örnek oluşturuyor!
Çevreyi denizden gezmek isteyenlerin iki önemli durağı Hisarönü Körfezinde yer alan protez diş görünümlü “Dişlice Adası” ve deniz taşlarından yapılma taban mozaiğiyle ünlü kilisenin yer aldığı “Kamelya Adası” Orhaniye Koyundan kalkan tekne turlarında grupların arzusuna göre rota çiziliyor, teknede soğuk sandviç, meşrubat ikram ediliyor, balık yeniyor, piknik yapılıyor, bütün koylarda deniz banyosu için mola veriliyor, gün batımında da dönülüyor. Koyda dolunay zamanı gümüş tepsi gibi parlayan sularda mehtap turlarına da çıkılıyor.
Tem
09
Posted under
Tatil Yeri 
Şile Şahane
Bir İlçe bu kadar mı sevilir? Bir ilçe bu kadar mı rağbet görür. Bir ilçe bu kadar mı dolar? Özellikle hafta sonu İstanbul halkı sözleşmişçesine adeta Şileye akın ediyor.
Her iki köprüyü kullanarak Avrupa yakasından Anadolu yakasına geçenlerle, zaten Anadolu yakasında oturup tüm aileyi aracına dolduranlar, otobüsler, motosikletliler tek sıra günün erken saatlerinden itibaren Şile’nin yolunu tutuyorlar. Güzergâh sonunda sadece Şile yok tabii. Kimi daha Şile’ye gelmeden keşfettiği koylara, Riva’ya kaçamaklar yaparken, birçoğu rotayı yolun devamında yer alan diğer nefes borularına çeviriyor. Kabakoz, Ağva ve diğerleri sıcaktan bunalan, stresten yorulan
bedenlere doping kaynağı oluyor. Şile denince ilk akla gelenler Şile Deniz Feneri, Şile Bezi, Şile Kalesi, Akşam güneşi, Ağlayan Kaya Mağaralarıdır.
Nasıl gidilir?
İstanbul-Şile arası 55 km lik asfalt yol. Güzergâh mide bulantısına neden olacak virajlardan arınmış. Eksiklerine rağmen birçok yeri otoyol kalitesine yakın denebilir.
Bazı bölümlerde iyileştirme, yeni şerit ilavesi gibi nedenlerle yol çalışmaları yapılıyor.
Otobüs yolculuğu için kişi başı 6,5 milyon ücret alınıyor hafta içi bir buçuk saatte Şile’den İstanbul’a gidilebiliyor. Pazar günü için yolculuk süresini kimse bilemiyor! Hafta içi her 20 dakikada bir otobüs kalkıyor. Pazar günleri saat 16.00 dan sonra her 5 dakikada bir otobüs seferleri yapılıyor.
Akşam dönüşüne katılan Ağva yolcuları ile birleşen tatilciler güzergâh boyunca bazı bölümlerde beklemek zorunda kalıyorlar.
Avrupa yakasından gelenler 1. veya 2. Köprüyü geçtikten sonra Şile çıkışından saparak yön tabelaları doğrultusunda gelinebilir.
Anadolu yakasından yola çıkanlar Bostancı- Erenköy tarafından 2. köprü yoluna girerek şile çıkışını kullanabilirler.
Veya Altunizade Capitol Alış veriş Merkezinin önünden geçip, şile sapağına kadar dönerek yola devam etmeliler.
Şile otobüslerinin kalkış noktası ise Üsküdar’da bulunuyor.
Tem
09
Posted under
Tatil Yeri 
Antalya’ya yolculuk
Tarih ve doğanın birbiriyle sarmaş dolaş olduğu Antalya’yı yüzbinlerce turist her yıl bitmeyen bir sevgi, hayranlık ve özlemle kucaklıyor. Antalya’ya gelen turistler kendilerini tatmin edebileceği her türlü aktiviteyi gerçekleştirebiliyorlar. İster cennet kıyılarında tekne gezintisi, ister altın kumsallarında plaj keyfi, ister şelalelerinde doyumsuz seyirler, ister kanyonlarında yada nehirlerinde heyecan fırtınası yaşamak istesinler; Antalya, bütün olanaklarıyla konuklarına unutamayacakları ikramlarda bulunuyor.
Hayat bazen monotonlaşır ya, buna yorgunluk, bıkkınlık, isteksizlik de eklenince hiçbir şey zevk vermez… Heyecan kaybolur, yerini endişeye bırakır, beklentiler artar… İşte böyle bir duruma girdiğinizi sezinliyorsanız sizin acil olarak tatile, dinlenmeye, yeni heyecanlara ihtiyacınız var demektir. Fakat günümüzde dinlenmek, öyle ayakları uzatıp uyumakla olmuyor. Önemli olan kafayı boşaltıp, beyin yorgunluğundan, düşüncelerden kurtulmak. İlle de bir yere gidip, sabit kalmak da şart değil. Biz bu defa sizi, herkesin çok iyi bildiği doğal güzellikler, antik kentler ve alternatif turizm çeşitleriyle ünlü, güneyin incisi Antalya’ya götüreceğiz. Evet, merkez üssümüz Antalya belki ama kent çevresinde günübirlik gezilip görülecek öyle çok yer var ki, hangi birine gideceğinizi, hangi tura katılacağınızı karar vermekte zorlanacaksınız.
Kaleiçi, Kurşunlu Şelalesi piknik yeri, tekne turları, Phaselis antik kenti, Aspendos tiyatrosu, Perge, Olimpos Milli Parkı’nda jeep safari, Köprüçay Kanyonu’nda rafting, Termessos antik kenti, Kemer sahilleri veya Konyaaltı Plajı, Aqualand, Aquaworld, Aquapark unutulmaz anılarla vakit geçirebileceğiniz yerlerden sadece bazıları. Şimdi de bunlardan birkaçına göz atalım.
Artık sıcaktan bunalanların bir kaçış yolu da rafting. Köprüçay Kanyonu’nda yapılan rafting turlarına katılmak için 17 acentadan birine rezervasyon yapmanız yeterli. Otelinizden servislere alınıp, tur sonrası yine aynı yerlere bırakılıyorsunuz. Günde yaklaşık 2500 kişinin rafting yaptığı Köprüçay’ın Antalya’ya uzaklığı 95 km. Yeni yoldan beş konak üzerinden 1.5 saatlik bir yolculukla ulaşılıyor. Saat 11:30′daki turlara kendi araçlarıyla gelenler ve acenta servisleriyle gelenler farklı ücret ödüyorlar. Parkur 12 km. Yolculuk akşam 16:30′a dek sürüyor. 13:00-14:00 arası yemek molası verilirken, parkur boyunca bir çok yer görülüp, küçük şelaleler geçiliyor. Sulu animasyonlar, oyunlar, su savaşları yapan raftingçiler dönüşte fotoğraflarını alarak günü noktalıyorlar. Köprüçay’ın su sıcaklığı ise Antalya’ya inat, sadece 12 derece.
Kemer, en yoğun tatil beldelerinden biri. Akdeniz’e has mavisiyle cazibesini koruyan temiz denizi Torosların yemyeşil çam ormanları, narenciye bahçeleriyle çevrili. Kemer’de gündüz ve gece apayrı dünyalar yaşanıyor. Plajın sahil kesimi rengarek şemsiyelerle, şezlonglarla görünmez olurken, denizin açıklarında jet-ski, banana, su kayağı, parasailing, surf hamburgere binenlerle renkleniyor. Kemer’de son yıllarda hizmete giren Aquaworld isimli bir de su cenneti var. Yöneticiliğini Erol Altun’un yaptığı işletmede ,türlü su eğlenceleri, kaydıraklarla coşarak, akşama dek eğlenilebilinir.
Antalya, yemyeşil bitki örtüsü, seraları ve şelaleleriyle cennetten bir köşe gibi. Aksu ilçesinde yer alan Kurşunlu Şelalesi yaz-kış gezgincileri ve piknikçileri ağırlarken, içindeki 7 göletde yüzün üzerinde bulunan kuş çeşitleri, ender rastlanan bitki örnekleriyle görsel lezzetler sunuyor. Antalya’dan Alanya yönüne doğru 17 km., sonra Isparta-Kurşunlu sapağı ile ayrılıp 8 km de ulaşılan Kurşunlu’da günübirlik mesire keyfi yapılıyor. Merdivenlerle inilip, patika yolu takip edenler şelale altına inince, bu anı da görüntülemeyi ihmal etmiyorlar. Kaktüsler, bitki tünelleri, suya doymuş anıt çınar ağaçları arasında devam eden yürüyüş sırasında su sesiyle zümrüt yeşili bitkiler gözünüzü ve dimağınızı dinlendiriyor.
Antik kentler
Kurşunlu Şelalesi’ne giderken yolunuz üzerinde görülmesi gereken antik kentlerden biri de Aksu İlçesi’nin 2 km içerisinde bulunan Perge antik kenti. Restorasyon çalışmaları nedeniyle tiyatrosu kapalı olsa da kent kalıntıları görmeye değer güzellikte. Antik kentlere meraklıysanız, Serik İlçesi’ni geçtikten sonra sola ayrılan yolda bulunan Aspendos’u görmelisiniz. Günümüzde birçok sanatsal gösteriye sahne olan Aspendos’un en güzel seyri ise öğleden sonra ışığında, yanından çıkılan tiyatro tepesinden yapılabiliyor.
Phaselis
Antalya-Fenike karayolundan 1 km mesafede olan Phaselis, Rodoslular tarafından M.Ö. 693 yılında Liman Kenti olarak kurulmuş Bu güzel beldenin kuzey, orta ve güney olmak üzere 3 limanı bulunuyor. Rahatlıkla gezilen antik kentten günümüze kadar gelen kalıntılar arasında Agora, tiyatro, Su kemerleri, kent surları, sarnış, hamam ve kilise bulunuyor. Çamyuva’ya 12, Antalya’ya 60 km uzaklıkta bulunan antik kent yaz kış gezilirken, çevresini saran binlerce çeşit çiçekle bezenmiş bu nedenle de parfüm deposu olarak ün salmış. Sığ, temiz ve ekim ayı sonuna kadar 26 derecede kalan ılık denizi ile piknikçilerin gözde mekanı.
Olympos
Pahalis’ten devam ederek Antalya-Fenike karayolundan sola ayrılan Adrasan yolu sizi bir başka sahil kenti Olympos’a götürüyor. Kuruluşu helenistik döneme rastlayan kent Lyklia’ya bağlı bir yerleşim merkezi iken Phaselis gibi korsan saldırılarına hedef olmuş. Denizci kenti Roma komutanı İsavrieus tarafından kurtarılmış. Liman avantajıyla deniz ticareti alanında M.S. 3.yy’ye kadar parlak dönem yaşamışsada sonunda Cenevis ve Venediklilerin etkisi altına girmiş. Akropolde Kaptan Endemos’a ait anıtsal kabartmalı lahit, Bizans basilikası, tiyatro kapısı, Roma tapınağı, kent agorası gezilebilir.
Antalya Kaleiçi
M.S. 4 yüzyıla kadar uzanan Helenistik devirden sonra Antalya, 10. asır Bizans-Seçuklu dönemini yaşamış. 14. ve 15. yüzyıllarda Hamitoğulları ve Tekeoğulları beyliklerinden sonraYıldırım Beyazıt zamanında Osmanlı egemenliğine girmiş. 1670 yıllarında kenti gezen Evliya Çelebi, üç tarafı bahçelerle çevrili şehrin kale içinde dar sokaklı üç bin evli dört mahalle bulunduğunu; limanın 200 parça gemi alacak genişlikte olduğunu ve çarşının surlar dışında yer aldığını yazmış. Bu gün Kaleiçi olarak anılan 42 hektarlık bölgede sokak ve evlerin orijinalliği korunarak eğlence merkezine dönüştürülmüş. Restoranlar, cafeler, barlar, konaklama tesisleri, dükkanları, çarşılar ve marina yaşantısı ile turistlerin olduğu kadar yerli halkın da en önemli uğrak yerlerini oluşturuyor.
Kentin en önemli plajı ise geniş kumsalı, imrendirici renkteki, temiz denizi ile Konyaaltı sahili ziyaretçilerini ağırlıyor.
Antalya’da Gezilecek Yerler
Kaleiçi’nden kalkan kiralık teknelerle, Antalya falezlerini, kentin denizden düden şelalesinin denize döküldüğünü zahmetsizce ve yorulmadan seyredebilirsiniz.
Kaleiçi evlerine bakarak hediyelik eşya dükkanları arasında bir foto safariye çıkabilirsiniz.
Hadrian kapısı, kesik minare gezinize renk katarken Karaalioğlu Parkı, görsel açıdan olduğu kadar ruhunuzu da dinlendirecek özelliklere sahip. Kent Müzesi bir başka alternatif olabilir. Ödüllü müzelerimizden olan Antalya Müzesi eserleri sergileme başarısına da sahip. Yivli Minare ve çevresi gerek çarşı dükkanları gerekse dönerciler çarşısı, reçel dükkanları, şiş köfte satıcıları renkli ortamlardan sayılıyor. Korkuteli yolunu seçenler Su parkına uğrayabilir, Termesos Antik Kenti’ni gezebilirler. Merdiven tırmanmayı göze alanlar bir hayli yüksekte bulunan Karain mağarasını görebilirler. Bir başka Antik Kent’te Antalya’dan Burdur’a yol alırken kent çıkışından hemen sonrarşınızda yer alan Ariassos Harabeleri gezilebilir.
Belkıs’ın Efsanesi
Aspendos adıyla da bilinen Belkıs harabelerinin Anadolu efsaneleri arasında ilginç bir öyküsü bulunuyor. Antonius Pius (138- 164) tarihleri arasında inşa edilen tiyatro kadar, kentin su ihtiyacını karşılayan kemerlerin de öyküsü halk arasında dilden dile dolaşıyor. Romalılar Döneminde kent idaresinin başında bulunan valinin dillere destan güzellikte bir kızı varmış. Kentin iki ünlü mimarı da aynı kıza âşıkmış. Vali ise kızını hangisi ile evlendireceğine karar vermekte güçlük çekerken damat adayını seçmek için bir yol bulmuş. Mimarları çağırıp teklifini iletmiş “Hanginiz kent için yararlı ve güzel bir eser ortaya koyarsa kızımla o evlenecektir” buyurmuş. Mimarlar yoğun çalışma dönemi sonrasında eserlerini sunmuşlar. Mimarlardan biri Belkıs’a su getiren suyollarını, kemerleri inşa edip kentin su ihtiyacını giderirken, diğeri görkemli Aspendos tiyatrosunu tamamlamış. Her iki muhteşem eser karşısında zor durumda kala kalan güzel kızın babası hükümdar, bu defa kızını hangisinin daha çok sevdiğini anlamak için bir başka yolu denemiş.”Her ikiniz de çok yararlı eserler yarattınız bu nedenle sözümü tutmak için kızımı ortadan ikiye bölüp, bir yarısını birinize diğer yarısını diğerinize verip evlendireceğim” demiş. Mimarlardan biri kızın ortadan bölünmesine kıyamayarak ben vazgeçtim, kızınızı rakibime verin, yeter ki o ölmesin demiş. Baba da kızının ortadan bölünmesine razı gelemeyecek kadar çok seven mimarın o olduğuna inanıp kızını vermiş.
Nasıl Gidilir ?
Antalya’ya en pratik ulaşım hava yolu. Havalimanı çıkışı kent bağlantısı ise hala tam manasıyla organize olmuş değil. Otobüs yolculuğunu seçenler bir çok otobüs firmasının direk gidiş seyehatleri mevcut.
Özel araçla İstanbul’dan yola çıkanlar Adapazarı, Bilecik, Kütahya veya Bursa, Orhaneli, Harmancık, Tavşanlı, Kütahya üzerinden Afyon-Burdur yoluyla Antalya’ya ulaşabilirler. Bursa-Kütahya yolunu tercih edenler nispeten daha az trafikli, ormanlık, manzarası güzel, virajlı ama serin ve bol çeşmeli bir güzergah takip edebilirler.
Antalya çevresindeki görülecek yerlerin hemen hemen hepsi asfalt ve yeni düzenlemelerle genişletilmiş. Buna rağmen Kaleiçi ve Kemer-Tekirova arasında tatil merkezlerinden safari gezileri için oto, jeep, motorsiklet kiralayan, tur organizasyonu yapan bir çok acentayla temasa geçebilirsiniz.