Arşivler ‘Sağlık’ Kategorisi
Tem
01
Yazı Kategori
Sağlık 
Hıçkırık nedenleri tedavisi
Göğüs boşluğu ile karın boşluğu arasında “diyafram” adı verilen geniş, yayvan ve uzun bir adale mevcuttur.
Bu adalenin irademiz dışında kasılarak ani biten bir (spazmodik) soluk ahşına sebep olmasına “hıçkırık” diyoruz. Soluk almamız sırasında (diyaframdaki kasılmadan dolayk) ses tellerimiz kapandığından gırtlakta sert bir ses çıkar.
Sebepleri
• Çök fazla yemek yemek.
• Hazımsızlık.
• Acı ve baharatlı gıdalar.
• Çok soğuk veya çok sıcak su içmek.
• Katılırcasına gülmek.
• Alkollü ve kolalı içkiler.
• Diyaframda veya diyaframa giden sinirlerde bir rahatsızlık.
• Nadir olarak “ansefalit” dediğimiz bir beyin hastalığının bulunması veya kan kimyasının bozulmasi.
Ne Yapmalı?
• Yukarıda saydığımız sebeblerden uzak durunuz veya rahatsızlığı tedavi ettiriniz.
• Hıçkırık duruncaya kadar ağız ve burun üzerine geçirilmiş bir kese kâğıdı içinde nefes alıp veriniz.
• Derin bir nefes aldıktan sonra, nefesinizi tahammül edebildiğiniz kadar tutunuz.
• Nefes tutarken yavaşça bir yudum su içmek de iyi netice vermektedir.
• Hıçkıran bir kimseyi birden bire korkuttuğunuz zaman, nefesini bir an için tutacağından diyafram kasılmasınm önüne geçmiş olursunuz.
• İki göz küresine parmakla hafifçe bastırmak da hıçkırığı durduran tetbirlerdendir.
• Bütün bu saydığımız tedbirlerin fayda vermemesi ve hıçkırığın devam etmesi halinde doktora gitmekten başka çare yoktur.
Tem
01
Yazı Kategori
Sağlık,
Yaşam 
Sperm Hasarı
Avustralya’da yapılan bir araştırma, daha fazla cinsel ilişkinin menide hasarın onarılmasına yardımcı olduğunu ortaya koydu.
Söz konusu araştırmanın sonuçları, Hollanda’nın başkenti Amsterdam’da düzenlenen Avrupa Üreme ve Embriyoloji Derneği toplantısında açıklandı.
Araştırma sırasında, hasara uğramış sperme sahip 118 erkeğin bir hafta boyunca her gün cinsel ilişkiye girdiklerinde hasarlı sperm miktarında önemli ölçüde azalma olduğu saptandı.
Avustralya’nın Sdyney kentinde özel bir tüp bebek kliniğinde görevli doktor David Greening ve arkadaşlarının yaptığı araştırmada, söz konusu 118 erkeğin yüzde 81′inin hasarlı sperm miktarında yüzde 12 oranında azalma olduğu gözlendi.
Doktor David Greening, şimdi bebek isteyen tüm hastalarına daha fazla cinsel ilişkiye girme tavsiyesinde bulunduğunu belirterek, “Yaşlı erkeklerden bazıları biraz endişeli yaklaşırken, gençlerin bundan gayet mutlu oldukları görülüyor” dedi.
Uzmanlar, cinsel ilişkinin, spermin vücuttan hızlı bir şekilde atılmasını sağlayarak DNA hasarını azalttığını düşünüyor. Sperm vücutta ne kadar uzun süre kalırsa, hasara uğrama olasılığı da o kadar artıyor.
Birçok doğum uzmanının, eşlerine tüp bebek tedavisi uygulanmadan önce sperm sayılarını artırabilmek için erkeklere cinsel ilişkiden uzak durmalarını tavsiye ettiği biliniyor.
Sperm kalitesi, sigara ve alkolden uzak durulması, egzersiz yapılması ve daha fazla antioksidan alımı halinde de artabiliyor.
Haz
29
Yazı Kategori
Aile,
Eğitim,
Sağlık,
Yaşam 
Çocuk ve Oyuncak Kullanımı Hatası !
Oyuncakçılar Derneği (OYDER) Başkanı Ahmet Alioğlu, oyuncakların çocukların hayal gücüne olumlu katkıda bulunduğuna dikkat çekerek, “Halen çocuk ağlıyor, oyuncak verelim de susturalım mantığı ile oyuncak alınıyor. Bu yanlış.” dedi.
Çocuğu oyuncakla susturmak yanlış !
Oyuncakçılar Derneği Başkanı Ahmet Alioğlu, CİHAN muhabirine yaptığı açıklamada, oyuncakların çocukların ruhsal ve zihinsel gelişimindeki önemine dikkat çekti. “30 yıldır, bu sektörün içinde biri olarak bu oranın çok düşük olduğunu söyleyebilirim.” diyen Alioğlu, pek çok kimsenin “Çocuk ağlıyor oyuncak verelim de sussun” mantığı ile hareket ettiğini, bunun ise yanlış olduğunu kaydetti. Son yıllarda anne babaların daha çok zeka geliştirici oyuncakları tercih ettiğini söyleyen Alioğlu, oyuncak silahlara rağbetin ise azaldığını belirtti.
Alioğlu, ailelerin oyuncak seçimi sırasında dikkat etmesi gerekenler konusunda da uyarılarda bulundu. Bir oyuncakta mutlaka CE işareti, firma ismi, adresi ve telefon numarasının yazılı bulunması gerektiğini kaydeden Alioğlu, şöyle devam etti: “Bir ebeveyn, çocuğuna oyuncak aldığı zaman yaşına uygunluğuna dikkat etmeli. Oyuncağın etiketi üzerindeki güvenlik uyarılarını okumalı.
Çocuğuna, oyuncak ile nasıl oynayacağı konusunda detaylı bilgi vermeli. Boğulma tehlikesine karşı, çocuğun oyuncağın ambalajı ile oynamasına izin vermemeli. Büyük çocuklar için alınan oyuncaklar, küçük çocuklara verilmemeli. Bakıcı veya aile büyüklerine oyuncak güvenliği hakkında bilgi verilmeli. Oyuncaklar için güvenli saklama koşulları sağlanmalı. Oyuncaklar sık sık gözden geçirilerek, tehlike arz edecek şekilde kırılmış ya da bozulmuş olanlar atılmalı.”
OYUNCAĞA TÜRKİYE’DE 12 DOLAR, AVRUPA’DA 250 EURO
Oyuncakçılar Derneği Başkanı Ahmet Alioğlu, Türkiye ile Avrupa ülkeleri arasında yapılan bir kıyaslamada oyuncağa Avrupalıların daha çok önem verdiğinin görüldüğünü kaydetti.
Türkiye’de 2000′den, 2005′li yıllara kadar çocuk başına düşen yıllık oyuncak harcamasının 10-12 dolar düzeyinde olduğunu söyleyen Alioğlu, ekonomik krizin ardından bu oranın son bir yılda 8.5 dolara kadar düştüğünü belirtti. Alioğlu, “Avrupa ülkelerinde ise yılda bir çocuk için oyuncağa yapılan harcama 250 Euro.” dedi. Alioğlu, oyuncaklarda uygulanan referans kıymetlerin düşürülmesi halinde, oyuncak fiyatlarının uzuclayacağını, böylece satışların artacağını sözlerine ekledi.
Haz
27
Yazı Kategori
Sağlık 
TÜMÖR GELİŞİMİNİ ENGELLİYOR
Limonun tadı güzeldir, serinletici etkisi vardır, C vitamini deposudur. Salatanıza katabilir, limonata içebilir veya yiyebilirsiniz. Kabuklarını kullanmak ise size bambaşka faydalar sağlayabilir. Yapılan bir araştırma ile limon kabuklarında bulunan dlimonene aadlı maddenin çok güçlü bir cilt dostu olduğu belirlendi. D-limonene, narenciye yağında bulunan ve tümör gelişimini engelleyerek cilt kanseri riskini önemli ölçüde düşüren bir bileşkendir.
D-LİMONENE ETKİSİ
11.00-16.00 saatleri arasında güneş ışınlarından kaçınmanız gerektiğini zaten biliyorsunuz. Limon ve diğer turunçgillerden maksimum faydayı sağlamak için basit bir yöntem var: Ya gölgede tüketmeye çalışın ya da yerken hızlı davranın. Güneş ışınları etkisiyle elinizde tuttuğunuz parça limonun içindeki C vitamini 30 saniye gibi kısa bir sürede okside olur.
RİSKİ DÜŞÜREBİLİRSİNİZ
Sadece Amerika’da yılda 200.000 den fazla insan cilt kanserine yakalanıyor. Bu sorun son yıllarda ülkemizde de çok artış göstermeye başladı. Cilt kanseri güneşin parladığı her yerde kendini gösterebilir. Yüzünüzde, kulaklarınızda, ellerinizde ve dudaklarınızda oluşabilir. D-Limonene sayesinde bu riski çok düşürmek elinizde.
YEMEKLERE KATIN
Limon kabuklarına geri dönüyoruz. Kabukları çayınıza katarak hem lezzet hem de güçlü bir cilt bakımına kavuşabilirsiniz. Makarna sosuna limon kabuğu rendesi eklemek iyi bir alternatif. Rendelediğiniz kabukları salatanıza, yaptığınız keklere ve kurabiyelere de katabilirsiniz.
KALBİ RAHATLATIYOR
Limon kabuğu aynı zamanda sinir sisteminize olumlu etki yapar, bakterileri öldürür ve kalbi rahatlatır. Yapılan bir çalışmada, kadınların yumurtalık kanseri riskini de düşürdüğü ortaya konan limon kabuklarının bu özelliği de içeriğinde bulunan polifenollerden kaynaklanmaktadır.
KARACİĞERE YARARLI
Son olarak cildimize yaptığı maksimum faydaları dışında limon kabukları, özellikle alkol alanlar için olmazsa olmazlardandır. Karaciğer ve safra kesesine yararlıdır, mide asiditesini giderir ve balgam söktürücü etkisi vardır. Yenilebilir cilt bakımına limon kabukları ile başlayın!
Haz
27
Yazı Kategori
Sağlık 
Çatlatlamış tabaklardaki yemeğe zehir karışıyor
Seramik tabak, kâse, kahvaltı takımı gibi doğrudan yiyeceklere temas eden eşyaların yıprandıktan sonra kullanmayın. Bu eşyalar, üzerindeki sır tabakası çatladıktan sonra zehirli hale geliyor.
Son yıllarda ithalatın da kolaylaşmasıyla ülkemizde iyice yaygınlaşan seramik mutfak eşyaları, üzerindeki sır tabakası çatladıktan sonra zehirli hale geliyor. Çünkü, porselene göre daha düşük dereceli sıcaklıklarda pişirilen seramiğin hammaddesinde bulunan kurşun, kadmiyum gibi ağır metaller, sır çatlayınca yiyeceklerle beraber vücuda geçerek birikiyor.
Porselenden daha ucuz olduğu için tercih edilen seramik tabak, kâse, kahvaltı takımı gibi doğrudan yiyeceklere temas eden eşyaların yıprandıktan sonra kullanılmaması gerekiyor.
Porselen ve seramiğin üretim şekli ve kullanımı hakkında bilgi aldığımız Güral Porselen’in İşletme Müdürü Tevfik Kaynarca, seramiğin sofralarda hiç yer almaması gerektiğini söylüyor.
Tevfik Kaynarca’nın verdiği bilgilere göre, seramik ve porselenin üretim aşamasındaki hammaddeleri aynı: Kaolen, kil, feldispat ve kuvars. Ürünleri birbirinden ayıran ise pişirme sıcaklıkları. Porselen 1.400 derecede pişiriliyor. İyice sertleştiği için üzerindeki ağır metal içeren sırın kullanım sırasında çatlaması mümkün olmuyor. Su emmiyor, bakteri ve mikrop barındırmıyor. Metal çatal bıçakların porselen yüzeylerde bıraktığı izler herhangi bir zarar oluşturmuyor.
Yumuşak porselen de denilen seramik ise, 1.000-1.200 derece arasında pişiriliyor. Su geçirgen (poroz) olduğu için uzun süreli kullanımlarda, su emmesinden kaynaklanan sır çatlakları ortaya çıkıyor. Pişirim sıcaklığının düşük olmasından dolayı, sır sert bir darbeyle de çatlayabiliyor. Sır çatladıktan sonra içinde bulunan ağır metaller yemekle birlikte vücuda geçiyor. Ayrıca iyi temizlenmesi mümkün olmayan çatlakların arasında barınan bakteri ve mikroplar sonraki kullanımlarda yiyeceklere karışıyor.
Hammaddeleri aynı olsa da porselende kullanılan malzemelerin çok daha arıtılmış, temizlenmiş olduğunu belirten Tevfik Kaynarca, seramik için ise aynı hassasiyetin gösterilmediğini ifade ediyor. Porselenin beyaz rengi doğal iken, seramiğin rengi boyalarla elde ediliyor. Bu da çatlayan seramiklerdeki tehlike oranını yükselten bir unsur olarak kabul ediliyor. Ayrıca, seramiğin yumuşak ve geçirgen yapısından dolayı üzerindeki dekor boyaların yiyeceklere geçme riski de bulunuyor. Tevfik Kaynarca, “Biz kurum olarak seramik sofra eşyalarının sağlıklı olmadığını düşünüyoruz. Bu yüzden sadece porselen sofra eşyası üretiyoruz.” diyor.
İthal Ürünler
2004 yılından itibaren ithalatı kolaylaştırıcı yeni düzenlemeler Türkiye’ye çok sayıda porselen ve seramik eşya getirilmesine fırsat verdi. Yerli üreticilere göre, kağıt üzerinde gerekli kalite standartlarına uygun görünen birçok ürün de bu arada ülkeye dağıldı ve daha ucuz olmaları sebebiyle haksız rekabete sebep olundu. Gıda ile temas eden madde ve malzemelerin gıda güvenilirliğine yönelik kontrolleri yürüten Tarım Bakanlığı yetkilileri ise gerekli kontrollerini ve laboratuvar testlerinin eksiksiz yapıldığını iddia ediyor.
Tarım Bakanlığı’ndan Zaman’a yapılan açıklamada, ithalat aşamasında yapılan kontroller sonucunda, kurşun kadmiyum açısından limitleri aşmadığı belirlenen ürünlerin girişine izin verildiği belirtildi. Açıklamada, “Uzakdoğu ülkelerinden ithal edilen seramik ve porselen eşyalar da bu çerçevede kontrol edilmekte ve mevzuata uygun olduğu belirlenenlerin ithali uygun görülmektedir. İthalat aşamasında bakanlık yetkili birimlerince yapılan belge ve kimlik kontrollerinden sonra ithal edilmek istenen ürünlerden alınan numuneler analiz edilmek üzere yetkili laboratuvarlara gönderilmekte ve yapılan kontroller sonucunda mevzuata uygunluğu tespit edilen ürünlerin ithalatına izin verilmektedir.” ifadesi yer aldı.
Ayrıca, ithal sofra ve mutfak eşyalarının etiketlerinde, bakanlığın ithal izin tarih ve sayısı, üretici ve ithalatçı firma bilgileri, “gıda kullanımı içindir” ifadesi veya gıda maddeleri ile temas eden madde ve malzemelerde bulunacak semboller (şarap kadehi ve yemek çatalı, özel kullanımları için çorba kaşığı, kahve makinesi, şarap şişesi gibi spesifik işaretler) ve ürünün kullanımı ile ilgili bilgilerin yer alması gerekiyor.
Haz
26
Yazı Kategori
Kadınlar,
Sağlık 
Estetik Ameliyatlarına Türk İmzası
Burun estetik ameliyatlarında ideal alın burun açısını sağlamak ve daha doğal bir görünüm elde edebilmek için ameliyatlarda kullanılmak üzere bir Türk hekimi tarafından “açılı törpü” geliştirildi.
Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Erdem Tezel’in geliştirdiği cerrahi aleti, uluslararası prestijli A sınıfı tıp dergisinde yayımlanarak literatüre girdi.
Doç. Dr. Tezel, burun estetiğinin her sağlıklı bireye uygulanabileceğini belirterek, estetik ameliyatlarında hastanın beklentisi ile yapılabileceklerin örtüşmesinin çok önemli olduğunu söyledi.
Hekimin, operasyon öncesinde hastanın ne istediğini iyi anlaması ve hastaya beklentisinin ne kadarının gerçek olabileceğini söylemesi gerektiğini ifade eden Tezel, burun estetik operasyonlarında doğal görünümün önemli olduğunu vurguladı.
Tezel, ameliyat sonrası burun deliklerinin içinin görünmemesi, burnun uç kısmının kemiklerden ayrı parça şeklinde durmaması gerektiğini anlatarak, daha önce kendisinin geliştirdiği ve Eylül 2007′de Amerikan Plastik Cerrahi Dergisi’nde yayımlanan “izsiz kıkırdak tespiti” yöntemiyle, hem burun ucuna istenilen yüksekliği vermeyi sağlandığını, hem de burun ucunun açısının istenilen şekilde ayarlanabildiğini dile getirdi.
Bu yöntemle, tüm işlemlerin burnun doğal anatomik yapısı bozulmadan yapılabildiğini belirten Tezel, “En önemli yanı elde edilen sonuç kalıcı oluyor ve burun düşmesi diye adlandırılan, operasyondan 6 ay-1 sene sonra burun ucunun aşağıya doğru kayıp burun sırtından ayrı bir parça gibi görünmesi engelleniyor” diye konuştu.
Tezel, burun estetik ameliyatlarında daha doğal bir görüntü elde edilebilmesi için alınla burun sırtının birleştiği yer olan “burun kökünün” simetrisinin çok iyi ayarlanması gerektiğini vurguladı.
Tezel, alın-burun açısının, doğal ve göze hoş gelmesi için keskin ve kararlı olması gerektiğini belirterek, şunları kaydetti:
“Burun estetiğinde burun ameliyatlı olduğu görüntüsünü veren bir kaç detay vardır. Bunlardan bir tanesi burun kökü olarak bilinen iki Kaş arasında kalan bölgenin görüntüsüdür. Burunla alnın birleştiği bu bölgenin derinlik ve açısı doğal görünümü yakalamak son derece önemlidir.
Alınla birleşmiş gibi görünen; alınla aynı açıda devam eden burnun ameliyatlı olduğu hemen herkes tarafından anlaşılmakta, ayrıca yüz oranlarına uymayan uzun bir görüntüye sebep olmaktadır. Diğer kısımları mükemmel yapılmış olsa bile sırf bu küçük bölge yüzünden burun estetikli olarak kendini ele vermekte, bu durum özellikle fotoğraflarda belirginleşmektedir. Bugüne dek kullanılan aletler, keskin bir açı vermekte yetersiz kalmakta, fazla oyuk ya da koç burnu gibi fazla dolgun ve açısız inen burunlar ortaya çıkabilmektedir.”
Haz
26
Yazı Kategori
Sağlık 
Bel Ağrısı Her Yaşta
Yaygın bir sağlık problemi olan bel ağrısı ve bel fıtığı görülme yaşının 21′e kadar düştüğü bildirildi.
Nöroşirurji uzmanı Prof. Dr. Tuncer Süzer, bel bölgesinin 5 omurdan oluştuğunu ve vücut ağırlığının önemli bir kısmınını taşıdığını söyledi.
Omurların arasında disk adı verilen, içi su ve kollajenden oluşan yumuşak dokular bulunduğunu belirten Prof. Dr. Süzer, diskin görevinin vücut ağırlığına destek olmak ve travma veya ani hareketlerle bel bölgesine binen aşırı yükü taşımak olduğunu ifade etti.
Prof. Dr. Süzer, yaş ilerledikçe disk içindeki su miktarı ve esnekliğinin azaldığına dikkati çekerek, esnekliği azalıp daha sert bir hale gelen disk dokusunun artık vücut ağırlığını yeterince taşıyamaz hale geldiğini anlattı.
Bunun sonucunda disk içindeki yapının dışarıya doğru kabardığını ya da çıktığını belirten Prof. Dr. Süzer, şöyle konuştu:
“Bazen ağır yük kaldırma veya ters bir hareket yapma gibi etkenler ile ani ve şiddetli bir ağrı şeklinde karşımıza çıkarken, bazen de uzun süreli giderek artan bir ağrı şeklinde de görülebilir. Bu taşmanın sonucunda bacağa giden sinirlere baskı başlar. Bu tablonun adı bel fıtığıdır. Bu dejenerasyonda etkili faktörler arasında ileri yaş, obezite, sürekli oturarak veya sürekli ayakta çalışma, uzun süre araba kullanımı ve sigara alışkanlığı yer almaktadır. Son yıllarda bazı genetik faktörlerin önemli olduğunu gösteren çalışmalar yayınlanmaktadır.”
Prof. Dr. Süzer, disk dejenerasyonu görülme yaşının giderek azaldığına dikkati çekerek, “Son çalışmalarda 21-30 yaş arası sağlıklı kişilerin üçte birisinde disk dejenerasyonu, yani bel fıtığı sorunu olduğu görülmüştür. Bununla beraber, çocukluk döneminde bel fıtığı erişkinlerden çok daha az oranda karşımıza çıkmaktadır. Bu dönemde bel fıtığı görülme oranı, genellikle 11-16 yaş arası olup, 10 yaş altında çok nadirdir” diye konuştu.
Çocukluk döneminde bel fıtığı görüldüğü zaman genellikle bir aile hikayesi, travma veya doğuştan kemik yapılarında problem olduğunun düşünüldüğünü anlatan Prof. Dr. Süzer, şöyle dedi:
Özellikle adölesan döneminde bel ağrısına yol açan bel fıtığı dışındaki bir diğer problem ise ‘spondilolistezis’ dediğimiz bel omurlarında kayma hastalığıdır. Çocuklarda beden eğitimi derslerinde veya spor yaparken artan bel ağrısı şeklinde ortaya çıkar ve sıklıkla gözden kaçabilir.
Haz
25
Yazı Kategori
Genel,
Sağlık 
Vücudundan 18 Kene Çıkarıldı!
Kastamonu’nun Hanönü ilçesinde vücudunda 18 kene tespit edilen 3,5 yaşındaki çocuk tedavi altına alındı.
Edinilen bilgiye göre, H.Y, sokak köpekleriyle oynayan 3,5 yaşındaki oğlu U.Y’nin karnında kene gördü.
Hanönü Merkez Sağlık Ocağına götürülen çocuğun vücudunun çeşitli yerlerine yapışmış 11 kene, sağlık ekiplerince çıkarıldı.
Kırım Kongo Kanamalı Ateşi hastalığı şüphesiyle Taşköprü Devlet Hastanesine gönderilmesine karar verilen çocuğun annesi, akşam banyo yaptırırken oğlunun çamaşırlarında 7 kene daha gördü.Ailesi tarafından hastaneye götürülen çocuk, tedavi edildikten sonra taburcu edildi.
Hastane yetkilileri, çocuğun durumunun iyi olduğunu, tetkiklerinin sürdüğünü, KKKA hastalığı tespit edilmediğini bildirdi.
H.Y, oğlunun sokak köpekleriyle oynamayı çok sevdiğini belirterek, ”Oğlumun karnında kene gördüm. Hanönü Merkez Sağlık Ocağına götürdüğüm oğlumun vücudunun çeşitli yerlerinde 11 kene bulundu. Akşam evde banyo yaptırırken annesi vücudunda ve elbiselerinde 7 kene daha buldu. Oğlum Taşköprü Devlet Hastanesine sevk edildi. Burada 3 günde bir test yapılıyor. Şu ana kadar herhangi bir hastalık bulunamadı” dedi.
Haz
24
Yazı Kategori
Genel,
Sağlık 
Erzurumlular Kanalizasyon Suyu İçiyor
Erzurum’da Vali Sami Bulut başkanlığında toplanan İl Hıfzıssıhha Kurulu’ndan şok içme suyu raporu: 360 bin kişi kanalizasyon suyu içiyor…
“Suyumuz tertemiz” diyerek Sağlık Bakanlığı, İSKİ, TÜBİTAK’ın içme suyu raporlarını billboardlara taşıyan Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanı AKP’li Ahmet Küçükler’i Vali Sami Bulut başkanlığında toplanan İl Hıfzıssıhha Kurulu aylar sonra yalanladı.
DHA’nın ele geçirdiği İl Hıfzıssıhha Kurulu’nun 15 Mayıs 2009 tarih ve 6 numaralı kararına göre, Aziziye, Palandöken, Yakutiye ilçelerinin içme ve kullanma suyunu temin etmek için Çat ilçesi yakınlarında yaptırılan Palandöken Barajı çevresinde İl Çevre ve Orman Bölge ile Sağlık Müdürlüğü uzmanları inceleme yaparak birer rapor hazırladı. Kurul tarafından hazırlanan raporda, baraj gölü yakınında bulunan toplam 436 hane ve 2 bin 524 nüfusun barındığı Taşağıl, Tüysüz, Başköy, Karaşeyh Köyleriyle Çelebi Mezrasına ait kanalizasyon, hayvansal atıkların Palandöken Barajına döküldüğü vurgulandı. Sağlık Bakanı Recep Akdağ’ın memleketi Erzurum’da yaklaşık 360 bin kişinin 1 Kasım 2008′den bu yana içme suyu ile ilgili olarak Hıfzıssıhha Kurulu kararında, baraj gölünden alınan suyun analiz raporlarında mikrobiyolojik olarak ‘uygun olmadığı’ belirtildi.
İl Hıfzıssıhha Kurulu Başkanı Vali Sami Bulut, İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Serhat Vançelik, Bölge Eğitim, Araştırma Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Fazlı Erdoğan, Mareşal F. Çakmak Askeri Hastanesi Baştabibi Albay Erdoğan Ülke, Yakutiye Sağlık Grup Başkanı Dr. Mehmet Ali Telafarlı’nın imzalarının bulunduğu üç sayfalık kararda, İçişleri Bakanlığının 2008/64 sayılı içme suları ile ilgili genelgeden alıntılar yapıldı. Kararda Vali Bulut, “Şehir ve köy içme suyunun Dünya Sağlık Örgütü tarafından belirlenen temel standartlara uygunluğunun sağlanması, şebekeden akan içme suyunun halkımız tarafından hiç endişe duyulmadan kullanılmasının temini, kamu yönetiminin asli görevleri arasında bulunmaktadır” dedi.
Haz
24
Yazı Kategori
Genel,
Sağlık 
Sahte Rakı Ölüm Getirdi
Gaziosmanpaşa’da alkol aldıktan sonra ölen iki kişinin, sahte rakıdan zehirlendiği iddia edildi.
Yıldıztabya Mahallesi’nde oturan Bahri Bir ile komşusu Celalettin Yazkurt, alkol aldıktan sonra rahatsızlandı.
Yakınları tarafından hastaneye kaldırılan Bir ile Yazkurt, müdahalelere rağmen öldü. Bir ile Yazkurt’un zehirlenme sonucu öldükleri anlaşıldı.
Zehirlenmeye sahte rakının yol açtığı iddia edilirken, Bir ile Yazkurt’un kesin ölüm nedeninin yapılacak otopsinin ardından ortaya çıkacağı bildirildi.