misstr.com

paylaşmak yaşamak demektir

Arşivler ‘Sağlık’ Kategorisi

Haz
16

Havuz Sularındaki Tehlikeler

Yazı Kategori Sağlık

havuz                                                                                                                  Havuz sularındaki mikroplar

Kirli havuzlar dış kulak yolu iltihabına yani “yüzücü kulağı”na neden olabiliyor…
Yaz aylarında artış gösteren dış kulak yolu enfeksiyonları tatilin tadını kaçırabilir! Havuz suları dış kulak iltihabına yani ‘yüzücü kulağı’na ve son derece ağrılı şikayetlere neden olabiliyor. Peki ama tatil ve eğlencenin yerini bir anda çok sancılı kulak ağrılarına devreden dış kulak yolu iltihaplarına karşı nasıl önlem alınmalı?
Medical Park Fatih Hastanesi Kulak Burun Boğaz Uzmanı Op. Dr. Akın Erkan, ‘yüzücü kulağı’ndan korunmanın yolları ve kulak sağlığımız için nelere dikkat etmemiz gerektiği konusunda bilgi verdi:
-Yaz aylarında havuza ve denize girerken en sık hangi sorunlar ortaya çıkıyor?
Kulağa su kaçması ile ortaya bazı sorunlar çıkabilir. Dış kulak yolunda bulunan ve serumen denen salgı, soyulan kulak derisi ve dökülen kulak kılları ile birlikte ‘buşon’ denen sert bir tıkaç oluşturur. Bu tıkaç suyu emerek sünger gibi şişer ve kişinin kulağının aniden tıkanmasına sebep olur. Sorunları önlemek için tatile gitmeden önce bir KBB uzmanına kulak bakımı yaptırılmalıdır.
ŞAMPUANLA YIKAMAYIN
-Kulağa su kaçırmanın, kulakları yıkatmanın veya pamuklu kulak çubuklarının zararı var mı?
Kulak temizleme çubukları ile sık sık kulağı karıştırmak; oradaki sinir uçlarını uyararak daha çok salgı üretilmesine ve kulaklardaki serumenin geriye doğru itilip kulak zarına yapışmasına neden olabilir. Bu durum da kulak ağrısı veya tıkanmaya neden olabilir.
Ayrıca bu şekilde dış kulak yolunu kaşımak sinir uçlarının uyarılmasından kaynaklanan kulak kaşıntısına neden olabilir. Kaşımak kaşıntıyı tetikler, bu da daha çok kaşımak ve dış kulak yolu derisinde yaralar oluşup enfeksiyon kapmasına neden olabilir.
Yüzdükten sonra kulağınızı fön makinesi ile kurutun
Banyo veya yüzme sonrası kulak bakımı nasıl yapılmalı?
VAZELİNLİ PAMUK KULLANIN: Kulak zarında delik olan kişiler, kulağı sudan korumak ve ıslak bırakmamak için özel kulak tıkaçları kullanabilirler. Vazelinle yağlanmış kulak pamuğu kullanılabilir.
KULAK TIKAÇLARI İŞE YARAR: Yüzücüler için tasarlanmış kulak tıkaçları piyasada mevcut. Ancak yüzme sırasında normal kişilerin bunları kullanmaları şart değil.
NEMLENDİRİCİ SÜRÜN: Kulak kenarında içinde veya arkasında pullanma oluyorsa nemlendirici krem sürülebilir.
HAVLU iLE NEMiNi ALIN: En iyisi yüzme sonrası kulağın nemini temiz bir havlu ve işaret parmağı yardımı ile aldıktan sonra kulak içine saç kurutma makinesi tutarak kurutmak.
PAMUKLU ÇUBUKLARA DiKKAT: Çok derine sokmadan ve nazikçe kulaktaki nemi almak için pamuklu çubuklar kullanılabilir. (Küçük çocuklarda çok önerilen bir yöntem değildir.)
KOKU VARSA HEMEN DOKTORA!
Dış kulakta iltihap olup olmadığını nasıl anlayabiliriz? Ne zaman doktora gitmemiz gerekiyor?
Kulak deliğinin hemen önünde bulunan çıkıntı şeklindeki kıkırdak (tragus), dokunmakla hassas ve ağrılı ise dış kulakta enfeksiyon var demektir. Ayrıca kötü kokulu akıntılar varsa hemen hekime başvurmaları gerek.

Haz
16

Düzgün Göğüslerin SIRRI

Yazı Kategori Kadınlar, Sağlık

imagesGöğüs Estetiği Yaptırın 
Forma Girmek İstediğiniz için Zayıfladınız Bu Arada Göğüsleriniz Küçüldü ve Şimdi Öyle Bir Probleminiz Var ya da Yıllarca Anne Olmak İstediniz ve Sonunda Dünyalar Güzeli Bir Bebeğiniz Oldu Ama Tek Problem Göğüslerinizin Sarkması. Artık Bunları Dert Etmenize Gerek Yok.
Boğaziçi Tıp Merkezi’nde her türlü meme derdinin devası var. İnce bir vucut yapısına sahip olanlar için “Göğüs Büyütme”, büyük göğüslü bayanlar için “Göğüs Küçültme” ve tabi ki herkesin ihtiyaç duyabileceği “Göğüs Dikleştirme” operasyonları uzman bir kadro tarafından kısa bir sürede ve başarılı bir şekilde yapılıyor.
Halk arasında bazı ameliyatlar yazın yapılmaz diye yanlış bir kanı var. Bu kanı kesinlikle doğru değil. Meme küçültme estetik ameliyatı her mevsimde güvenle yapılabilir. Ancak özellikle meme küçültme ameliyatlarından sonra belirli bir süre bandaj kullanmak gerekebilir. Eğer bu bandajı kapatabilecek şekilde giyinirseniz gönül rahatlığıyla göğüs estetiği yaptırabilirsiniz.
Bu İşlemden sonra belirli bir süre denize girmemeniz, direkt yakıcı güneşten uzak durmanız gerekebilir.
Özel bir sutyen kullanıp, 2-3 haftalık deniz ve güneş kısıtlamasından sonra muhteşem fiziğinizle deniz ve plajda boy göstermeye başlayabilirsiniz.

Haz
15

Domuz Gribinin en küçük kurbanı

Yazı Kategori Sağlık

öpen kadın

Üç aylık bebek domuz gribinden öldü

Arjantin’de domuz gribine yol açan Influenza A/H1N1 virsünün ilk kurbanı 3 aylık bir bebek oldu. Şili ve Arjantin’de domuz gribi vakalarındaki artış sayısı korku veriyor.   
Yetkililer, virüsün genetiğinde gribin kuş, domuz ve insanda görülen gribin özelliklerinin bulunduğunu belirterek, bebeğin virüsü nasıl veya nerden kaptığının kesin olarak bilinemediğini kaydetti.
Güney yarımkürede kış mevsiminin yakınlaştığı son günlerde özellikle Şili ve Arjantin’de H1N1 vakalarında artış görülüyor.
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından dün yapılan açıklamada, 76 ülkede 163′ü ölümle sonuçlanan 35.928 vaka olduğu kaydedilmişti.

Haz
15

Çoçuklarda tik oluşması

Yazı Kategori Aile, Sağlık

aile baskısı

Çoçuklarımızda tik oluşmasın

Anne babaların çocuklarına yaptığı baskılar, çocuklarda tik oluşmasına neden oluyormuş.

Uzmanlar çocuklarda görülen; yineleyici, istem dışı, amaca yönelik olmayan, ancak baskılanabilen göz kırpma, burun çekme, boğazını temizleme gibi garip hareket ve ses çıkarmaları ‘tik’ olarak adlandırıyor.
Ses çıkarma şeklindeki tiklerin; boğaz temizleme, ses çıkarmadan konu dışı belirli sözcükleri ya da deyişleri yineleme, açık saçık sözcükler kullanma, küfür etme ve kendi söylediklerini, duyduğu son sesi ve cümleyi yinelemesi şeklinde ortaya çıktığı belirtiliyor.
Bir harekete tik denilebilmesi için yineleyici istem dışı, amaca yönelik olmayan, ancak baskılanabilen garip hareketler olması gerektiğini belirten Çocuk Hastalıkları uzmanı Dr. İsmail Özcan, “Nedeni tam olarak anlaşılamamış olmakla birlikte tiklerin oluşmasında genetik ve çevresel etkenlerin rol oynadığı düşünülmektedir. Beyin kimyasallarından (nörotransmitter) biri olan dopaminin anormal metabolizmasından kaynaklandığına dair dikkate değer kanıtlar bulunmuştur. Tik belirtileri genellikle gerginlik veren bir olay sonrasında artar.” dedi.
Uzman doktor Özcan, “Aile ve çevre tarafından yapılan uyarılar ile cezalandırmalar tiklerde artışa neden olabilir. Tiklerin genetik özelliği belirgin olup, yakın akrabalarında tikler olan çocuklarda daha sık rastlanır. Tikler sıklıkla çocuk ve ergen yaş dönemlerinde başlar. En sık görüldüğü yaşlar 7-12 arasındadır. Tikler geçici ya da kalıcı olabilir.” şeklinde konuştu.
Geçici olarak niteleyebilecek olan tiklerin, çeşitli beden bölgelerinde ortaya çıktığını ve bir yıldan kısa bir sürede kaybolduğunu kaydeden Özcan, “Bu bozukluk, çocuklar arasında oldukça yaygındır. Sağlıklı çocukların yüzde 12-14′ünde, daha sık, 3-10 yaşları arasında görülür. Eğer bir çocukta bu davranışlar bir yıldan fazla sürerse buna ‘uzun süren tik bozukluğu’ adı verilmektedir. Çocuklarda görülen tiklerin büyük bir kısmı erişkin yaşa gelmeden kaybolur, ancak bir kısmında erişkin dönemde de kalıcı olabilir.” diye konuştu..
Tiklerin yerleşmesinde anne, baba ya da öğretmen gibi, çocukların iletişimde olduğu kişilerin rolünün önemine dikkat çeken Uzm. Dr. İsmail Özcan, yetişkinlerin, çocukta ortaya çıkan tikler nedeniyle kaygılandığını, çocuğun her davranışını kontrol etmeye çalıştığını ifade etti.
Yetişkinlerin, çocukları sürekli uyararak kendilerini kontrol etmelerini istemelerinin, iki şekilde etkili olarak çocuklarda tiklerin yerleşmesine yol açtığını söyleyen Özcan şöyle konuştu: “Anne babanın kaygısı nedeniyle çocuk davranışlarını kontrol etmeye çalışır sonuçta da, yaşadığı gerginlik tiklerin daha çok ortaya çıkmasına neden olur. Bu nedenle tikleri söndürme ve yok etmede, aile öğretmen işbirliği önemlidir. Öğretmenin bilgilendirilmesiyle sınıfta çocuk için daha olumlu ve destekleyici bir çevre sağlanabilir. Öğretmen tarafından çocuğun tikleri nedeniyle sürekli azarlanması okuldan uzaklaşmasına neden olabilir. Öğretmenin bilgilendirilmesi de, tik davranışlarına olumlu yaklaşmasının sağlanması çok önemlidir. Destekleyici tedavi ve ilaç tedavisi yararlı olabilmektedir. Eğer çocuk tikleri ev dışı ortamlarda sergilemiyor, belirli durumlarda gösteriyorsa; bunun nedenlerinin değerlendirilmesi gerekecektir. Gerginliğin arttığı ya da yoğun ilginin gösterildiği durumlar tespit edildiğinde gerginliğin azaltılması, destek ve ilginin çocuğun pozitif yönlerine kaydırılması, tiklerin ortadan kalkmasına yardımcı olur. Tikler sık sık yeniden ortaya çıkıyor, çocuğu rahatsız ederek arkadaş ilişkilerinde sosyal hayatında sorun açıyor çocuğun kendine güvenini olumsuz etkiliyorsa, çocuk ve ergen ruh sağlığı uzmanına başvurulmalı, ilaç tedavisi eklenmelidir.”

Haz
15

Deniz Anasına Dikkat Edin

Yazı Kategori Sağlık, Tatil Yeri

 

zehirli deniz anasi

zehirli deniz anası

Deniz kirliliğin artmasıyla, doğal planktonik çeşitliliğin azalması nedeniyle ekolojik toleransı yüksek olan zehirli deniz analarının sayısının hızla arttığı belirtildi.
İzmit Körfezi’nde görülen ve Marmara Denizi’nde yayılmaya başlayan zehirli deniz analarının, Akdeniz, Ege ve Marmara Denizi’nde 9 yıldır görüldüğü belirtildi.
İstanbul Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Deniz Biyolojisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Melek İşinibilir Okyar, yaptığı açıklamada, bu yıl İzmit Körfezi ile İstanbul Kumkapı sahillerinde görünen Pusula adlı zehirli denizanasının giderek Marmara Denizi’nde yayıldığını söyledi.

Zehirli denizanalarının  Tekirdağ ve Şarköy sahillerinde de görüldüğü yönünde bilgilere ulaştığını ifade eden Okyar, yarı küre şeklindeki vücut yapısına sahip ve tepesinden kenarına doğru uzanan sarı-kahverengi 16 adet V şeklinde bantları bulunan zehirli deniz analarının ilk kez 2000 yılında Erdek Körfezi’nde ortaya çıktığını belirtti.
Vücut çapının 30 ile 42 santimetreye kadar ulaşan, kenarlarında 24 adet dokunaç bulunan zehirli deniz analarının kahverengi, sarı, kırmızı tonlarında  olabileceğini ifade eden Okyar, ”Ağız etrafında 4 adet uzun ve kenarları kıvrımlı ağız kolları bulunur. Boyları vücudunun 3-4 katı uzunluğundadır. Bunlarında rengi portakal rengi-kahverengi ve kızıl arasında değişkenlik gösterir. Genelde kıyısal bölgelerde yayılım gösteren bu tür tüm dünya denizlerinde bulunur” dedi.

Okyar, Marmara Denizi’nde özellikle kıyısal alanlarda genelde az sayıda gözlemlenen zehirli deniz analarının Marmara Denizi’ne akıntı ile ya da gemilerin balast suları ile taşındığının tahmin edildiğini vurguladı.

DENİZ ANALARININ SAYISINDA ARTIŞ
Okyar, denizlerde oluşan kirlilik, aşırı avcılık ve küresel ısınmaya bağlı olarak tüm dünyada denizanalarının sayısında bir artış gözlemlediğini belirtti.
Kirliliğin artışı sonucu doğal planktonik çeşitliliğin azalması ve ekolojik toleransı yüksek bazı türlerin arttığını ifade eden Okyar, şunları kaydetti:
”Denizanaları bu fırsatçı türler arasında yer alır. Ayrıca artan diğer planktonik canlılar bunların besinini oluşturması sebebiyle denizanaları hızla çoğalırlar. Kirliliğin bir sonucu olarak, bunlar üzerinden beslenen canlı stokların azalması ya da ortadan kalkması ile denizanalarının da artışı engellenemez bir hale gelmiştir.
Denizanalarının başlıca avcıları deniz kaplumbağaları, kılıç balıkları ve orkinoz balıkları olarak bilinmektedir. Bunun dışında küresel ısınma denizanalarının dağılım alanlarının oldukça genişlemesine sebep olmuştur.”
Marmara Denizi’nde Chrysaora hysoscella dışında Aurelia aurita ve Rhizostoma pulma adı verilen denizanalarının da yaygın olarak bulunduğunu anlatan Okyar, şunları söyledi:
”Türkiye denizlerinde en sık rastlanan denizanası türü olan Aurella aurita, denizle ilişkisi olan herkesin bildiği bir türdür. Tüm denizlerimizde bulunurlar. Bu türün yol açtığı zehirlenmeler, genelde hafif kaşıntılar ve kızarıklarla atlatılır, çoğu zaman ondan etkilenmeyiz bile. Kıyılarımızda rastlanan diğer bir tür olan Rhisostoma pulmo’nun vücut yapısı da çan şeklindedir. Denizlerimizde yaşayan en büyük denizanalarından biridir. Vücut çapı 70 santimetreyi bulabilir ve mor renktedir. Rengi sebebiyle bu türe ‘deniz ciğeri’ adı verilir. Nematosistler ağız kolları üzerinde ve şemsiyenin çevresinde bulunurlar ve temas ettiği bölgede ciddi acı hissedilir.”