Archive for the ‘Sağlık’ Category
Mar
09
Posted under
Sağlık 
Adaçayının Faydaları
Akdeniz kıyılarının kır bitkisidir. Ülkemizde kışın sert geçmediği yörelerde, bahçelerde de tohumlardan üretilir. Hafif kireçli, kolay su geçiren, kuru toprakları sever. Tohumları Nisan ve Eylülde ekilir. Şifası kenarları tırtıllı, buruşuk görülen, açık yeşil yapraklarındadır. Taen , uçucu yağ, acı madde ve B vitamini içermektedir. İki çeşit adaçayı vardır.
Bahçe Adaçayı
Gerçek Adaçayıdır, şifalılık bakımından daha etkilidir. 30-70 cm boyunda menekşe renkli çiçekleri halka dizilişlidir. Karşılıklı olan beyaz keçeli yaprakları gümüş gibi parıldar ve acımtırak ıtırlı bir koku yayar. Bahçe Adaçayı güneşli yerde yetiştirilmelidir. Don olayına karşı duyarlı olduğu için kış boyunca çam dalları ile örtülmelidir.
Çayır Adaçayı
Çayırlarda, bayırlarda ve meralarda yetişir.Çevresine ıtırlı hoş bir koku yayan koyu mavi menekşe renkli çiçeklerinin pırıltısı uzaktan seçilebilir.
Yapraklar, çiçeklenme başlamadan Mayıs ve Haziran’da toplanmalıdır. Bitki kuru ve güneşli günlerde, eterli yağlar oluşturduktan sonra, yapraklar öğle güneşinde toplanır ve gölge yerde kurutulur, yıl boyu kullanılır.
*Adaçayı, tüm bedeni güçlendirir , kalp krizi tehlikesini azaltır ve kötürümlüklerde oldukça faydalıdır. Adaçayı sirkesiyle de, yatalak hastalara uzunca bir süre masaj yapılırsa rahatlatıcı ve canlandırıcı etkisinden faydalanılır.
*Gece terlemelerinde lavanta ile kullanılır. Mikroplu hastalıkların neden olduğu gece terlemelerini keser.
*Kramp, omurilik rahatsızlıkları, beze hastalıkları ve organ titrekliklerinde başarı ile kullanılır.
*Kan temizleyici etkisi vardır. Karaciğer hastalıklarında faydalıdır , vücuttaki toksinleri atar, safrayı söker. Mide ve bağırsak gazlarını, bulantıyı giderir. Mide sularının düzenli çalışmasını sağlar. Hazmı kolaylaştırır , iştah açıcıdır, ülsere ve ishale iyi gelir.İdrarı artırır.Kansızlığın iyileşme döneminde içilir.
*Adaçayı Papatya ile içilirse daha etkili olur.
Read the rest of this entry »
Mar
09
Posted under
Sağlık 
Ihlamur Çiçeği
Haziran Ağustos ayları arasında beyazımsı sarı renkli, hoş kokulu çiçekler açan, yüksek boylu ağaçtır. Genellikle ormanlarda tabiî olarak bulunursa da, süs ağacı olarak park ve bahçelerde de yetiştirilmektedir. Yaprakları saplı, ucu sivri, kenarları dişli, taban kısımları kalp biçiminde, üst yüzü yeşil, alt yüzü beyazımsı yeşil ve tüylüdür. Çiçekler, en az üçü bir arada olmak üzere sarkık durumlar teşkil eder. Meyveleri küre şekilli ve tek tohumludur.Ihlamur ağacı filizden iyi büyür. Azami bir sene yaşar.
Soğuk algınlığı, grip, bronşit ve öksürüğün tedavisinde etkilidir. Çiçekleri ve yaprakları deri kaşıntıları, yanık ve iltihaplarda kullanılıyor. Uykusuzluk ve gerginliğe karşı birebir. Bazı migren ağrılarına ve kabızlığa da iyi geliyor.
Önceki yıllarda daha çok grip ve öksürüğe karşı içilen ıhlamur, artık daha çok tüketiliyor.
Ihlamurun içinde uçucu yağ, tanen, organik asitler, şeker, C ve P vitamini reçine ve enzimler bulunuyor. Ihlamuru başka bitkilerle birlikte demleyerek içtiğimizde, kimi hastalıklara karşı daha etkili oluyor. Örneğin; portakal çiçekleriyle birlikte kaynatılıp içildiğinde migrene, naneyle birlikte demlendiğinde mide rahatsızlıklarına iyi geliyor.
Read the rest of this entry »
Mar
07
Posted under
Sağlık 
Çam Sakızı
Çam sakızı çam ağacından değil köknar ağacından çıkan sakızdır.Bakkal veya marketlerde Çam sakızı çam ağacından değil köknar ağacından çıkan sakızdır.Bakkal veya marketlerde satılan sentetik çikletler gibi balon yapılamaz.Çiğnendikçe rengi morarmaya başlar ve sertleşir.En sonunda ağızda tamamen toz haline gelir.
Çam Sakızı bal renginde ve kıvamında, keskin kokulu, acı bir maddedir. İçerisinde kolofan ve reçine asidi bulunur.
Çam sakızının oluşum süreci:
Kışın donmamak için kabuğundaki özsuyu içine çeken ağaç karların erimesiyle yeniden canlanır.Ancak gelişen, genişleyen, boy atan ağaca kabuğu dar gelir.Bu yüzden kabuk; dal, budak, kök gibi kıvrımlı yerlerden çatlamaya başlar.Ağaç, kabuğundaki bu yaraları kendi özsuyuyla, reçinesiyle onarmaya çalışır.Bu reçineye halk arasında pis denir ve ahşap verniğinin* ham maddesidir.Reçine zamanla kabuk üzerinde katılaşmaya başlar. Eğer reçine ağacın güneşe bakan tarafındaysa kısa sürede sakız kıvamına gelir, fakat vaktinden önce olduğu için tadı güzel olmaz ve birisi tarafından toplanmazsa kısa sürede bozulur.Bu sakıza halk arasında kenkoh* denir.Boza veya kan rengindedir tadı acıdır.Eğer reçine ağacın gölgeye bakan bir kısmında yüzeye çıkarsa ancak yaza doğru sakız kıvamına gelir.Halk arasında tsip denen bu sakızın rengi bal gibi sarımtırak ve yarısaydamdır, tadı aromatik ve hoştur.
Çam sakızının faydaları:
Çam sakızı mide öz suyu için stabilizatör görevi görür, ph değerini düzenler. Mide hastalığı çeken kişilere tavsiye edilir.
Read the rest of this entry »
Mar
06
Posted under
Sağlık 
Karabiber
Karabiber ,çiçekli bitkilerden Piperaceae familyasına ait bitkilerin meyvelerinin kurutulup, baharat şeklinde kullanılmasıyla elde edilen toz şeklidir. Beyazbiber, yeşilbiber gibi çeşitleri de vardır. Kökeni Hindistan olmasına karşılık, tüm sıcak iklimlerde yetiştirilebilir.
Küre biçimli, eriksi tipte meyveleri vardır, kabuğunun dış kısmı etli, iç kısmı serttir. Olgunlaşmadan önce toplanıp kurutulursa karabiber, olgunlaştıktan sonra kabukları soyularak kurutulursa beyazbiber elde edilir. Her iki biber de baharat olarak kullanılır.
Hindistan’ın umman körfezine bakan Batı kıyılarındaki ormanlarda kendiliğinden yetişen tırmanıcı, çok yıllık bir bitki olan karabiberin baharat olarak kullandığımız kısmı, üzümsü meyvelerinin kurutulmuşudur. Küçücük topçuklar halindeki meyveleri toplanır, kurutulur, sonra da çekilerek toz haline getirilir. Çok eski zamanlardan beri Güneydoğu Asya’da özel olarak yetiştirilmektedir. Eski Yunan ve Roma’da değiş – tokuş maddesi olarak kullanılır, vergiler karabiber olarak toplanırdı.
Karabiber % 1 – 3 oranında uçucu aromatik bir yağ içerir. Diğer kimyasal bileşikler sayesinde, karabiber, belki de sindirim sistemimizi en çok çalıştıran baharatlardan biridir.
Read the rest of this entry »
Şub
28
Posted under
Sağlık 
Baş Dönmesi
Baş dönmesi ve boşluktaki yönelim değişikliği hissinden kaynaklanan nörolojik şikayete vertigo denir. Hareket halüsinasyonu olarak da betimlenebilen vertigo, tipik olarak dönme ve rotasyon şeklinde oluşur. Tüm hasta guruplarında sıkça görülebilir ve erkeklere oranla kadınlarda daha sık gözlenir. Vertigonun toplumda görülme sıklığı yaşla artmaktadır.
Baş dönmesi deyimi var olmayan bir hareketin var gibi hissedilmesini tarif ediyor. Bazı baş dönmelerinde kişi etrafının ya da kendisinin hareket ettiğini görürken duvarlar, eşyalar dairesel olarak dönüyor veya aşağıdan yukarıya kayıyor, bazen de etrafın değil kendisinin hareket etmekte olduğunu hissedebiliyor.
Prof. Dr. Alev Üneri, baş dönmesinin özelliklerini şöyle dile getiriyor:
“Bazen bu hareket o kadar kuvvetli ve hızlı hissedilir ki hasta gözünü açamaz ve ayakta duramaz. Bu görüntü yanılgısının sebebi gözlerde nistagmus denilen istemsiz hareketlerdir. Bir baş dönmesi atağı birkaç saniye sürebileceği gibi saatlerce, ya da hafifleyerek günlerce, aylarca sürebilir, bazen de belli aralıklarla tekrarlar. Tekrarlama aralıkları da çok değişik olabilir, günde birkaç kez kısa süreli ataklar gelebilir ya da iki atak arası 25-30 seneye kadar uzayabilir. Kişiden kişiye değişmekle beraber özellikle şiddetli ve uzun süreli ataklara bulantı ve kusma eşlik edebilir.”
BAŞ DÖNMESİ VE DENGE BOZUKLUĞUNUN NEDENLERİ
Marmara Üniversitesi Nöroloji Ensitütüsü’nde görev yapan Prof. Dr. Alev Üneri, baş dönmesi ve denge bozukluğunun nedenleri hakkında şu bilgiyi veriyor:
“Baş dönmesi sorunu olan kişilerde genetik bir yatkınlıktan söz etmek mümkün. Sorun vestibüler sistemden kaynaklanıyor. Vestibüler sistem, iç kulak denge sistemi olarak bilinir, bunun sebebi bu sistemin duyu yani algılayıcı organının iç kulaktaki labirent adı verilen organcık olmasıdır. Ancak görme veya işitme duyusunda olduğu gibi iç kulaktaki organcık yalnızca algılama aracıdır, vestibüler sistem olarak adlandırdığımız yapı ise, bu organcık tarafından algılanan verilerin işlendiği ve sonuçlarının ilgili tüm vücut fonksiyonlarına yansıtıldığı santral ve periferal sinir sistemi ağını da içeren yapılar bütünüdür. Sonuç olarak vestibüler sistemin herhangi bir noktada etkilenmesi baş dönmesi hissini oluşturur. Baş dönmesi ve denge bozukluğunda stres hormonlarının, cinsiyet hormonlarının önemli rolü var. Hastaların ortak bazı özellikleri dikkat çekiyor. Çocukluklarında taşıt tutan, vapura binemeyen, midesi bulanan kişilerde baş dönmesi sorununu erişkinlikte daha sık gözlüyoruz. Kronik denge bozukluğu olarak gelişebiliyor. Bir de bazı ilaçların iç kulaktaki denge merkezini etkilediği denge bozuklukları görüyoruz. Örneğin diyaliz hastalarına verilen antibiyotiklere bağlı denge bozukluklarının tedavisinde de bu yöntemi tercih ediyoruz.”
Read the rest of this entry »
Şub
26
Posted under
Sağlık 
Öksürük Tanımı
Öksürük solunum yolu hastalıklarında en sık görülen belirtilerden biridir. Solunum yollarına giren yabancı cisimleri ya da içeride oluşan bronş salgısı, balgam, kan gibi patolojik maddeleri dışarı atmaya yönelik bir refleks biçiminde ortaya çıkar. Şiddetli bir soluk vermeyle birlikte gırtlağın kapanmasını sağlayan ses tellerinin kasılmasından oluşur. Göğüs kaslarının bu sıradaki ani kasılmasına karın kasları da eşlik eder. Soluk borusunun içindeki basıncın yükselmesi gırtlağı açılmaya zorlar ve zorlanan gırtlaktaki ses tellerinin titreşimi tipik öksürük sesinin çıkmasına yol açar.Öksürük solunum yollarının herhangi bir bölümünün uyarılmasıyla gelişen bir refleks değildir. Örneğin, akciğer hava keseciklerinin (alveol) duvarı uyarıldığında insan öksürmez. Öksürük öncelikle gırtlak, soluk borusu ve bronşların bir bölümünden kaynaklanır.
Zatürree gibi bir akciğer hastalığında balgam bronşlara ulaşmadıkça öksürük görülmez. Akciğer zarı (plevra) hastalıklarında, örneğin plöre-zideyse inatçı bir öksürük vardır. Solunum yollarında gerçek bir hastalık olmadan da histeri ve ruhsal gerginliğe bağlı, sinirsel öksürük görülebilir.
Kuru öksürük
Öksürük sesi yalnızca ses tellerinin titreşimiyle oluşur. Hasta balgam çıkarmaz. Bu tip öksürük genellikle şu durumlarda görülür:
1)Balgam oluşturmayan gırtlak,soluk borusu ve bronş İltihaplarında görülür.
2)Plörezi gibi akciğer zan hastalıklarında görülür.
Veremin başlangıç döneminde görülen “kesik öksürük” de bir tür kuru öksürüktür.
Balgamlı öksürük
Ses tellerinin gerilmesiyle ortaya çıkan sese balgam parçacıklarının solunum yolları boyunca hareketiyle oluşan sesler de eklenir. Değişik miktarlarda da olsa balgam her zaman vardır, ama hastanın küçük çocuk, yaşlı vb olması gibi durumlarda öksürükle dışarı çıkarılamaz, yutularak mideye gider.Bir önceki bölümde açıklandığı gibi öksürüğün “kuru” ve “balgamlı” olmak üzere başlıca iki tipi vardır. Ama öksürük bunlardan başka bazı özel biçimlerde de ortaya çıkabilir.
Read the rest of this entry »
Şub
25
Posted under
Sağlık 
Tansiyon Hakkında
Sözlük anlamı basınç ve gerginlik olan tansiyon sözcüğü, sağlık alanında önüne veya arkasına başka sözcük eklemeden kullanıldığında, atardamarların içindeki kan basıncını ifade eder.
Damarın içinde kanın akabilmesi için belirli bir basıncının olması gerekir. Bu basıncı, kalbin kasılmasıyla kanı damarların içine pompalaması ve atardamarların elastikliğiyle bu basıncı dengelemesi sistemleri oluşturur.
Kalp kasıldığı zaman atardamarların içine kanı belirli bir basınçla pompalar. Bu sırada damar içindeki basınç en yüksek düzeye ulaşır. Bu basınca tıpta sistolik basınç, halk arasında büyük tansiyon adı verilir.
Kalbin gevşemesiyle, damar içine pompalanan kan durur. İşte bu sırada devreye damarın elastikliği girer. Önce genişlemiş olan damar, kana bir basınç uygulayarak kalbin gevşemesi anında da kan akımını sağlar. İşte bu sırada oluşan en düşük basınca da tıpta diastolik tansiyon, halk arasında da küçük tansiyon denilir.
Normal tansiyon değerleri nelerdir?
Tıpta genel olarak herkesin bünyesinin farklı olduğunu bilmek gerekir. Bu nedenle herkesin tansiyon ölçüm değerlerinin aynı olması beklenemez. Bu nedenle bir kişide tansiyonun yükselmiş ya da düşmüş olduğundan bahsedebilmek için, herhangi bir şikayetinin ya da hastalığının olmadığı dönemde tansiyonunun zaman zaman ölçülüp değerlerinin bir kenara kaydedilmesi yararlıdır.
Herkesin tansiyon değerlerinin farklı olduğundan bahsettik ama genel olarak normal kabul edilen sınırları da ihmal etmemek gerekir.
Tansiyon düşüklüğü
Büyük tansiyon, 11′den aşağı düştüğü zaman tansiyon düşüklüğü vardır. Bu duruma tıp dilinde hipotansiyon denir. tansiyon, ateşli hastalıklar sırasında, büyük kanamalardan sonra, iç salgı bezi bozukluklarında veya herhangi bir hastalıktan sonraki iyileşme döneminde düşer. Bazı kadınların aybaşı hallerinde, veya sıcakta fazla ter kaybından sonra veya sinirli kimselerde de tansiyon düştüğü görülür. Devamlı olarak tansiyon düşüklüğü önemli bir hastalığın işareti olabilir.
Read the rest of this entry »
Şub
13
Posted under
Sağlık 
Portakal
İpek yolunun Anadolu’dan geçtiği dönemlerde narenciye Hindistan’dan civarından gelen ticari bir üründü. Ümit burnun keşfedilmesiyle ticaret yolları değişmiş, Asya kıtasının avrupalı devletler tarafından sömürgeleştirilmesiyle portakal üretiminin tamamı Portekiz civarına yayılmıştır. Türkçe’ye “Portekiz’den gelen” anlamında, “Portakal” olarak girmiştir.
Güney Anadolu ve Doğu Karadeniz ,Akdeniz çevresinde ve sıcaklık ortalaması 23° ila -3°C arasında olan yerlerde yetişen ağaçlardır.
Ülkemizde ortalama 9.000.000 civarında portakal ağacı vardır. Bu ağaçlardan yaklaşık olarak yılda 740.000 ton civarında ürün alınmıştır (1994).
Portakalın yararı C vitaminiyle sınırlı değildir. O, içerdiği 20 den fazla cevherlerle,manavlarda değil,eczanelerde satılması gereken gerçek bir ilaçtır,iksirdir…Hem besler,hem korur,hem de pek çok önemli hastalıkta,etken maddeleri bilinçli uygulandığında tedavi eder.
Kar, kış, soğuk ve kaçınılmaz olarak peşimizi bırakmayan grip, soğuk algınlığı. Hemen hepimiz portakalı grip tedavisinde kullanırız. C vitamini deposu olduğunu da biliriz. Ama hem C vitaminin yararları, hem de portakalın yararları bildiklerimizle sınırlı değil. Portakal C vitamininin yanı sıra B vitamini, potasyum, kalsiyum, magnezyum da içeriyor. Lifler, organik asitler ve şeker açısından da zengin. Ve tüm bu içerdiklerinin vücudumuza çeşitli yararları var. Portakal,kanseri önlemeden,kanı temizlenmesinden karaciğeri çalıştırmaya, cildi güzelleştirmekten anormal doğumları önlemeye kadar pek çok şeye yarıyor.
C vitamini
C ve B vitamini açısından zengin olan portakal, insana dinamizm veriyor. Portakal içindeki C vitamini ince ve kalın damarların yumuşak kalmasını sağlıyor. Damar tıkanıklığını önlüyor. Vücuttaki direnci arttırıyor. Kanın durulmasına ve temizlenmesine yardımcı oluyor. Hazmı kolaylaştırıyor. Enerji veriyor. Portakal reçeli ise karaciğeri çalıştırıyor. Yapılan araştırmalar, bacaklarda meydana gelen periferik damar hastalığının (Peripheral artery disease-PAD), damarlarda meydana gelen yağ birikmesinden kaynaklandığı ve kalp ile felç riskini de körüklediğini ortaya çıkardı. Araştırmalarda PAD hastalarında, PAD hastalığı olmayan insanlara göre iki kat daha fazla C vitamini eksikliği görüldü.
Bir dizi başka araştırmada da, C, E vitaminleri ve beta-kerotenin,damar tıkanmalarını önleyici etkisi saptandı.
Read the rest of this entry »
Oca
30
Posted under
Sağlık 
Buşon Nedir?
Buşon gerçek anlamda kir değildir. Dış kulak yolundaki cildin salgısıdır. Bu salgı dış kulak yolundaki cildi infeksiyonlardan korumaya yöneliktir ve dışarıdan gelen toz ile diğer partikülleri tutar. Dış kulak yolu cildindeki dışa doğru olan hareketlerle kulak kepçesine doğru atılır. Kulak salgısının koyu olması, tozlu ortamlarda bulunma veya salgının dışarıya atılmasına engel faktörler birikime yol açarlar.
Kulağımı Nasıl Temizlemeliyim?
Kulaklarınızı hiç bir zaman temizlememelisiniz.Dış kulak yolunun en derin kısmında kulak zarı bulunur. Kulağı temizlemek için sokulacak herhangi bir cisim kulak salgısını zara doğru itebileceği gibi kulak zarına da zarar verebilir. Ucu pamuklu kulak temizleme çubuğu kullanan kişiler, pamuğun ucuna sıvanan salgıyı görünce temizlediklerini düşünürler ancak salgının çoğunu zara doğru itmektedirler.
Read the rest of this entry »
Oca
26
Posted under
Sağlık 
Tarçın Hakkında
Defnegiller familyasından olan tarçın, yaprak dökmeyen kokulu bir ağaçtır. Yaprakları derimsi ve genellikle üç damarlıdır.AğaÇ kabuklarının soyularak boş rulo şeklinde kurutulmasıyla tarçın elde edilir.Güney Asya,Orta Amerika,Brezilya’da yetişir.Çubuk veya toz halinde kullanılır.
Kullanıldığı yerler
Tarçın yurdumuzda genellikle sütlü veya hamur tatlılarında,şekerlemelerde,pasta ve bisküvilerde,pudinglerde,bozo ve salep,şeytan kahvesi gibi içeceklerde,tatlı ekmeklerde kullanılmakla birlikte kaynatılarak çay olarakta içilmektedir.
Kullanım amacı
Tat,koku vermek ve çeşniyi artırmak amacıyla yiyecek ve içeceklere ilave edildiği gibi,kaynatılarak çay olarak halk arasında kimi rahatsızlıklar için kullanılmaktadır..
Tarçının kabuğunda kokulu ve uçucu bir yağ bulunmaktadır.Kabukları dövülüp toz durumuna getirildiğinde yağının uçması sonucu kokusunu çabuk kaybettiğinden kabuk parçaları şeklinde satın alınmak ve cam kavanozlarda saklanmalıdır.Kabuk ve toz halde kullanılır.Kullanılacağı zaman öğütülmesi kokusunun daha keskin olmasını sağlar..Genellikle yiyeceklerin hazırlanmasında ve servsilerinde toz halde kullanılmakla birlikte içeceklerin hazırlanmasında kabuk tarçından yararlanılır.
Read the rest of this entry »