Get Adobe Flash player


YAZIK

 

hem bana hem sana yazık

Yazık

Herşeyim olacaksın diye herşeyimi verdim sana, elimde,dilimde, yüreğimde ne varsa…
Geçen yıllara, kaçan hayatlara, kaybedilen umutlara , hayalleri de dahil ettik kimi zamanda.
İnandığım ne varsa, inandırıldığım mı demem gerekiyordu yoksa, neyse işte…
Anlıyorsun sen beni…
Şahidim çok benim, sor sorabildiğine, duy sana dair anlatılanları, gör seni senden habersiz yücelttiğim semaları.
Gene mi inanmıyorsun,inandıramıyor muyum halen…
Şahidim Allah yetmez mi sana? Sus ve dinle şimdi beni, hisset…
Başaramıyorsan bile çabala, oda mı imkansız… Oyna benimle… Hayat bir tiyatro sonuçta…
Rol kes, inandığına, güvendiğine dair karaktere bürün sen…
Hatta seviyorum seni sözleri ile de süsle… Ne hoş oldu değil mi?
Göze,dile, yüreğe ne kadar güzel göründü bak…
Yok yok vazgeçtim, en iyisimi sen sadece beni dinle … Çok gelmek istemiyorum üstüne…
Korkup kaçmanı istemem, kaçsan da geri dönmeni…
Dönsen de seni o halde görmeyi…
Aklı karışmış, yüzü kızarmış, suskun başın önde…
Dinle sen beni sadece dinle…
Boğazımda düğümlenen sözcüklerden bir tanesi sadece…

Daha niceleri var biliyorsun, ağrına gitmesin sakın, gidip beni de suçlama.
Yaşadığım, yaşadığın, yaşayacaklarımızın…
Çaresi de zamansa geçer elbet, acıysa da çekilir, hatıralarsa unutulur silinir.
Tek sorun izi kalması. Ama Rabbim’in vardır bir bildiği değil mi?
Sınanmaya gelmedik mi bu dünyaya. Soluduğumuz nefes gibi…
Yazılmışı yaşadık geçmişimizde… Yazılanı çekiyoruz bugünlerimizde …
Yazılacak ne olacak peki? Bekliyoruz işte…
Son nefesimize kadar devam eden bir süreç. Hayırsızsa da hayır olsun demeyi seçmek gibi.
Yanlışı yanlışla düzeltmeye çalışmak, yanlışın içinde boğulmak, boğulduğun sularda gün ışığına uzanmaya çalışmak gibi.
Sorgulamıyorum… Daha doğrusu bilmek istemiyorum…
Alacağım tatminkarsız cevaplarını duymaktan korkuyorum… Farkındayım da aslında…
Aramıza ne kadar girse de mesafeler, duyacağız,göreceğiz, haberimiz olacak…
Düştüğünde aklar saçlarımıza, yıpransa da bedenlerimiz, izleri var olacak ruhlarımızda…
Ne kadar inkar etsek bile yaşanmışlıklarımız var bedenlerimizde…
Seviyorum işte… Özlüyorum da…
Gurur denilen o duygunun kırılganlığınıda izliyorum ve bekliyorum…
Her defasında aynı yerden vurup parçaladığını hani.
Her şeye rağmen sen mi diye de soruyorum. Gözüm korkuyor çok, çekiniyorum.
Sevmek denilen olgu, felaketime yaklaştıran aracım olsun istemiyorum. Sefa çekmek varken bu cefa niye.
Canın acımıyor mu, kızmıyor musun kendine, saplanmıyor mu bir şeyler kalbine hiç?
Yoksa elleri mi bekliyorsun şimdiden, eller dokunsun diye yüreğine.

Mehmet Tahir Aksoy



Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>