Get Adobe Flash player

Aylık arşiv: Şubat 2010

Baş Dönmesi Nedir?

Baş dönmesi ve boşluktaki yönelim değişikliği hissinden kaynaklanan nörolojik şikayete vertigo denir. Hareket halüsinasyonu olarak da betimlenebilen vertigo, tipik olarak dönme ve rotasyon şeklinde oluşur. Tüm hasta guruplarında sıkça görülebilir ve erkeklere oranla kadınlarda daha sık gözlenir. Vertigonun toplumda görülme sıklığı yaşla artmaktadır.

Baş dönmesi deyimi var olmayan bir hareketin var gibi hissedilmesini tarif ediyor. Bazı baş dönmelerinde kişi etrafının ya da kendisinin hareket ettiğini görürken duvarlar, eşyalar dairesel olarak dönüyor veya aşağıdan yukarıya kayıyor, bazen de etrafın değil kendisinin hareket etmekte olduğunu hissedebiliyor.

Prof. Dr. Alev Üneri, baş dönmesinin özelliklerini şöyle dile getiriyor:
“Bazen bu hareket o kadar kuvvetli ve hızlı hissedilir ki hasta gözünü açamaz ve ayakta duramaz. Bu görüntü yanılgısının sebebi gözlerde nistagmus denilen istemsiz hareketlerdir. Bir baş dönmesi atağı birkaç saniye sürebileceği gibi saatlerce, ya da hafifleyerek günlerce, aylarca sürebilir, bazen de belli aralıklarla tekrarlar. Tekrarlama aralıkları da çok değişik olabilir, günde birkaç kez kısa süreli ataklar gelebilir ya da iki atak arası 25-30 seneye kadar uzayabilir. Kişiden kişiye değişmekle beraber özellikle şiddetli ve uzun süreli ataklara bulantı ve kusma eşlik edebilir.”

BAŞ DÖNMESİ VE DENGE BOZUKLUĞUNUN NEDENLERİ
Marmara Üniversitesi Nöroloji Ensitütüsü’nde görev yapan Prof. Dr. Alev Üneri, baş dönmesi ve denge bozukluğunun nedenleri hakkında şu bilgiyi veriyor:
“Baş dönmesi sorunu olan kişilerde genetik bir yatkınlıktan söz etmek mümkün. Sorun vestibüler sistemden kaynaklanıyor. Vestibüler sistem, iç kulak denge sistemi olarak bilinir, bunun sebebi bu sistemin duyu yani algılayıcı organının iç kulaktaki labirent adı verilen organcık olmasıdır. Ancak görme veya işitme duyusunda olduğu gibi iç kulaktaki organcık yalnızca algılama aracıdır, vestibüler sistem olarak adlandırdığımız yapı ise, bu organcık tarafından algılanan verilerin işlendiği ve sonuçlarının ilgili tüm vücut fonksiyonlarına yansıtıldığı santral ve periferal sinir sistemi ağını da içeren yapılar bütünüdür. Sonuç olarak vestibüler sistemin herhangi bir noktada etkilenmesi baş dönmesi hissini oluşturur. Baş dönmesi ve denge bozukluğunda stres hormonlarının, cinsiyet hormonlarının önemli rolü var. Hastaların ortak bazı özellikleri dikkat çekiyor. Çocukluklarında taşıt tutan, vapura binemeyen, midesi bulanan kişilerde baş dönmesi sorununu erişkinlikte daha sık gözlüyoruz. Kronik denge bozukluğu olarak gelişebiliyor. Bir de bazı ilaçların iç kulaktaki denge merkezini etkilediği denge bozuklukları görüyoruz. Örneğin diyaliz hastalarına verilen antibiyotiklere bağlı denge bozukluklarının tedavisinde de bu yöntemi tercih ediyoruz.”

Devam ediyor...

Minik Elif Yoğun Bakımda

elif okur

Cem Yılmaz’ın Elif’i Yoğun Bakımda
Cem Yılmaz’ın “Var Mısın Yok Musun”da tedavisi için yarıştığı küçük Elif,hastanede yaşam savaşı Veriyor.
 
Leğen kemiğindeki tümörle mücadele eden 9 yaşındaki Elif Okur’u Türkiye, “Var mısın Yok musun” adlı yarışmayla tanıdı. Ünlü şovmen Cem Yılmaz, Elif için yarışmaya katıldı ve tam 100 bin TL kazandı. Ancak aylar önce Cem Yılmaz ile gülen Elif’in güzel yüzü, bu kez soldu. Durumu ağırlaşan minik Elif önceki sabah yoğun bakıma alındı.Sabah’tan Gül Kireklo’nun haberine göre, Trabzon’daki evlerini bırakıp Beykoz’daki akrabalarının yanına yerleşen  ailesi, yavrularının hastalığı yenmesi için ellerinden geleni yaptı. Ancak durumu önceki sabah ağırlaşan Elif, hemen Paşabahçe Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Solunumu yetersiz olan ve makinelere bağlanan Elif, şimdi yoğun bakımda uyutuluyor.

Öksürük Hakkında

Öksürük solunum yolu hastalıklarında en sık görülen belirtilerden biridir. Solunum yollarına giren yabancı cisimleri ya da içeride oluşan bronş salgısı, balgam, kan gibi patolojik maddeleri dışarı atmaya yönelik bir refleks biçiminde ortaya çıkar. Şiddetli bir soluk vermeyle birlikte gırtlağın kapanmasını sağlayan ses tellerinin kasılmasından oluşur. Göğüs kaslarının bu sıradaki ani kasılmasına karın kasları da eşlik eder. Soluk borusunun içindeki basıncın yükselmesi gırtlağı açılmaya zorlar ve zorlanan gırtlaktaki ses tellerinin titreşimi tipik öksürük sesinin çıkmasına yol açar.Öksürük solunum yollarının herhangi bir bölümünün uyarılmasıyla gelişen bir refleks değildir. Örneğin, akciğer hava keseciklerinin (alveol) duvarı uyarıldığında insan öksürmez. Öksürük öncelikle gırtlak, soluk borusu ve bronşların bir bölümünden kaynaklanır.
Zatürree gibi bir akciğer hastalığında balgam bronşlara ulaşmadıkça öksürük görülmez. Akciğer zarı (plevra) hastalıklarında, örneğin plöre-zideyse inatçı bir öksürük vardır. Solunum yollarında gerçek bir hastalık olmadan da histeri ve ruhsal gerginliğe bağlı, sinirsel öksürük görülebilir.

Kuru öksürük
Öksürük sesi yalnızca ses tellerinin titreşimiyle oluşur. Hasta balgam çıkarmaz. Bu tip öksürük genellikle şu durumlarda görülür:
1)Balgam oluşturmayan gırtlak,soluk borusu ve bronş İltihaplarında görülür.
2)Plörezi gibi akciğer zan hastalıklarında görülür.
Veremin başlangıç döneminde görülen “kesik öksürük” de bir tür kuru öksürüktür.

Balgamlı öksürük
Ses tellerinin gerilmesiyle ortaya çıkan sese balgam parçacıklarının solunum yolları boyunca hareketiyle oluşan sesler de eklenir. Değişik miktarlarda da olsa balgam her zaman vardır, ama hastanın küçük çocuk, yaşlı vb olması gibi durumlarda öksürükle dışarı çıkarılamaz, yutularak mideye gider.Bir önceki bölümde açıklandığı gibi öksürüğün “kuru” ve “balgamlı” olmak üzere başlıca iki tipi vardır. Ama öksürük bunlardan başka bazı özel biçimlerde de ortaya çıkabilir.

Devam ediyor...

Bahar Şiiri

             BAHAR

Sabreyle sultanım birgün gelirim,
Bu bahar olmazsa gelecek bahar,
Düşümdesin sanki hergün ölürüm,
Bu bahar olmazsa gelecek bahar.

Bekle zirvelerin karı erisin,
Ak ellere al,al kına sürülsün,
Deniz kızı yakamozda görülsün,
Bu bahar olmazsa gelecek bahar.

Katar,katar göçler yola dizilsin,
Bekle gölgelerin sırrı çözülsün,
Namerdin yaptığı büyü bozulsun,
Bu bahar olmazsa gelecek bahar.
 
Açmaya gel tuz bastığın yaramı,
Bu bahar olmazsa gelecek bahar,
Gelir diye bekliyorum sıramı,
Bu bahar olmazsa gelecek bahar.

Hasretin içimde, olmuşum naçar,
Sanki yavru ceylan avcıdan kaçar,
Yaramın üstünde belki gül açar,
Bu bahar olmazsa gelecek bahar.

Sır perdesi sıraladın sevgime,
Sen yoksan sırrımı açayım kime?
Saçından bir deste gül der, kabrime,
Bu bahar olmazsa gelecek bahar.

Beni sorma! .. yaş kalmadı gözümde,
Takatım yok ayağımda, dizimde,
Yüzyıl geçse sözümdeyim, sözümde,
Bu bahar olmazsa gelecek bahar…

                    Zikrettin Karaca

Tansiyon Nedir?

Sözlük anlamı basınç ve gerginlik olan tansiyon sözcüğü, sağlık alanında önüne veya arkasına başka sözcük eklemeden kullanıldığında, atardamarların içindeki kan basıncını ifade eder.

Damarın içinde kanın akabilmesi için belirli bir basıncının olması gerekir. Bu basıncı, kalbin kasılmasıyla kanı damarların içine pompalaması ve atardamarların elastikliğiyle bu basıncı dengelemesi sistemleri oluşturur.

Kalp kasıldığı zaman atardamarların içine kanı belirli bir basınçla pompalar. Bu sırada damar içindeki basınç en yüksek düzeye ulaşır. Bu basınca tıpta sistolik basınç, halk arasında büyük tansiyon adı verilir.

Kalbin gevşemesiyle, damar içine pompalanan kan durur. İşte bu sırada devreye damarın elastikliği girer. Önce genişlemiş olan damar, kana bir basınç uygulayarak kalbin gevşemesi anında da kan akımını sağlar. İşte bu sırada oluşan en düşük basınca da tıpta diastolik tansiyon, halk arasında da küçük tansiyon denilir.

Normal tansiyon değerleri nelerdir?
Tıpta genel olarak herkesin bünyesinin farklı olduğunu bilmek gerekir. Bu nedenle herkesin tansiyon ölçüm değerlerinin aynı olması beklenemez. Bu nedenle bir kişide tansiyonun yükselmiş ya da düşmüş olduğundan bahsedebilmek için, herhangi bir şikayetinin ya da hastalığının olmadığı dönemde tansiyonunun zaman zaman ölçülüp değerlerinin bir kenara kaydedilmesi yararlıdır.

Herkesin tansiyon değerlerinin farklı olduğundan bahsettik ama genel olarak normal kabul edilen sınırları da ihmal etmemek gerekir.

Tansiyon düşüklüğü
Büyük tansiyon, 11’den aşağı düştüğü zaman tansiyon düşüklüğü vardır. Bu duruma tıp dilinde hipotansiyon denir. tansiyon, ateşli hastalıklar sırasında, büyük kanamalardan sonra, iç salgı bezi bozukluklarında veya herhangi bir hastalıktan sonraki iyileşme döneminde düşer. Bazı kadınların aybaşı hallerinde, veya sıcakta fazla ter kaybından sonra veya sinirli kimselerde de tansiyon düştüğü görülür. Devamlı olarak tansiyon düşüklüğü önemli bir hastalığın işareti olabilir.

Devam ediyor...

Mersin Kızkalesi

mersin

Mersin Kızkalesi
Korikos sahil kalesinin 200 m açığındaki küçük adacık üzerindeki kaleye “Kızkalesi” denir. Büyük bölümü ayakta olan Kızkalesi’nin kuzey ve güney uçları sekiz kuleyle korunmuştur. Kalenin dış çevre uzunluğu 192m’dir. Kızkalesi ile sahildeki kale denizden bir yolla bağlanmış, denizden gelecek saldırılara karşı önlem alınmıştı.Karamanoğlu İbrahim Bey tarafından 1448 yılında onarılan Kızkalesi bugün İçel turizminin sembolü haline gelmiştir.

Kızkalesi Efsanesi
Korikos’ta yaşayan Krallardan biri, bir kız çocuğu olsun diye gece gündüz Tanrıya yakarmaktadır. Sonunda dileği yerine gelir ve bir kız çocuğu olur.Kız büyüdükçe güzelliği ve yardımseverliği ile herkesin sevgisini kazanır.Günlerden bir gün kente bir falcı gelir. Kral onu saraya çağırtır, kızının geleceğini öğrenmek ister. Falcı prensesin eline bakınca irkilir ama bir şey söylemez .Kral zorlayınca “Kralım” der, Kızınızı bir yılan sokacak,bu yazgıyı hiçbir şey bozamıyacak der ve siz dahi engel olamıyacaksınız deyip oradan ayrılır. Kral, kıza birşey söylemez ama düşüncelere dalar. Sonunda kıyıya yakın üçük bir adacık üzerinde, ak taşlardan bir kale yaptırmaya karar vererek kaleyi yaptırır ve kızını buraya kapatır.Olan biteni bilmediğinden kızı üzülmekte, günden güne eriyip gitmektedir.Bu duruma çok üzülen kral kızı 19 yaşına gelince kalede bir şenlik verir. Bu şenliğe davetli bir köylü kadın da bağında yetişen nefis üzümlerden bir sepet hediye götürür. Fakat dalgınlığından sepetin içine giren yılanı görmez. Prenses üzümü çok sevmektedir.Daha sonra yemek üzere üzüm sepetini odasına gönderir. Herkes gittiğinde odasına çıkan kız, üzüm yemeye başlar.Osırada sepetin içindeki yılan çıkar ve prensesi sokarak öldürür.Kızkalesinin efsanesi rivayete göre budur.