misstr.com

paylaşmak yaşamak demektir

Archive for Temmuz, 2009

Tem
10

Orhaniye

Yazı Kategori Tatil Yeri

orhaniye

Orhaniye
Etrafı dağlarla çevrili kapalı bir koy görünümündeki Hisarönü Körfezi turistlerin olduğu kadar leziz balıklarında sığınağı. Eşsiz güzellikteki gün batımıyla ünlü körfezin dantel gibi koyları arasında yer alan, mitolojik öyküsü ve coğrafi yapısıyla ilgi çeken Orhaniye ve Kızkumu 4×4 safaricilerinin bölgedeki önemli durağı.
Orhaniye köyü iki koy üzerine kurulu iki mahalleden oluşuyor.
Keçibükü ve Merkez mahalle. Hisarönü yönünden gelişte karşınıza çıkan Keçibükü, bölgedeki yatların ihtiyaçlarını önemli ölçüde karşılayan “Bay Marina”nın, antik kilise ve bazı yapı kalıntılarının bulunduğu küçük bir koy. Hemen bitiminde ise, ortasında Rodos Şövalyelerinin kullandığı kale ve adasıyla Orhaniye Koyu ve ilginç coğrafi yapısıyla Kızkumu yer alıyor. Her açıdan ve her yükseklikten bambaşka güzellikler sergileyen Orhaniye, günün ilk saatlerinde çarşaf gibi düz bir denize sahip.
Dağların yüksekliği nedeniyle güneş doğuşunu daha geç gören koy, gün boyunca Akdeniz laciverti, gün batımında ise kırmızı, turuncu, pembe ve mor renklerin cümbüşüyle yıkanıyor.
Akşam saatlerinde şiirsel güzellikteki manzara içinde, güneşin güne veda seremonisi izleniyor. Keçi bükü marinanın uyuyan güzelleri birbirinden güzel bembeyaz kuğular gibi görünen yatlarının suya vuran yansımaları, gün batımında bu defa kırmızı tonlarına bürünüyor. Gece iyice lacivertleşince bu defa da ışıkların sudaki dansının seyri başlıyor.
Doğan Motelin kıyısında dolaşanlar, hatta aracıyla gelenler, bu noktada denizden sadece dört parmak yükseklikte geniş toprak yüzeyinde bulunuyorlar. Nerdeyse denizle aynı seviyede olmak, plaj kumundan olmaktan daha farklı olduğunuz hissi uyandırıyor. Sabah bol oksijen ve doğa kokusu içinde yapılan orman yürüyüşü sonrası, bir de kışın yağan sıcak yağmur sonrasında yapılan kahvaltı, bambaşka bir tatlar taşıyor.

Kızkumu
Orhaniye Koyu içinde kırmızı ve iri taneli kumlardan oluşan bir set, kıyıdan itibaren denizin açıklarına doğru dil gibi uzanıyor. Gel-git olaylarında bir görünüp bir kaybolan bu kum set, sular yükselse de yöreye gelen turistlerin su içinde bile yürümelerine olanak tanıyor.
Plaj olarak da rağbet gören 650 m’lik kum setin sonuna kadar yürüyenler, rüzgar ve dalganın etkisiyle yıllardır kaybolmayan Kızkumunun ilginç yapısı karşısında hayrete düşüyorlar. Kumun bir de mitolojik öyküsü var…
“Çok eskiden bir korsan saldırısı sırasında halk panik içinde kaçışırken, yörede sözü geçen bir ailenin prenses kadar güzel kızı peşindeki korsanların elinden kaçıp kurtulmak için eteğine doldurduğu kırmızı kumları etrafa saçarak denize doğru koşmaya başlamış. Ne var ki, eteğindeki kumlar bitince denizin ortasında kalakalmış ve kayıplara karışmış. O gün bu gündür Kızkumu ismiyle anılan set, üzerine 4×4 araçların bile çıkmasına rağmen kum özelliğini hala koruyor. Kumun bir başka özelliği de üzerinde yürüyenlerin tuttukları dileklerin gerçekleştiğine inanılması”.

Neler  yapılır
İlk ismi “Kırvasil” iken sonraları Orhaniye olarak anılmaya başlanan ve geçmişi M.Ö 3. yy’a uzanan tarihi köyü gezerken yapabileceğiniz birçok aktivite bulunuyor. Durgun koy, her türlü su sporuna imkan veriyor.
Erken kalkıp, kürek sesleri arasında botla dolaşmak ise bir başka keyif ve dinlenme yöntemi.
Hele olta balıkçılığına meraklıysanız, buradan eli boş dönmeniz neredeyse olanaksız. Su kayağı ve surf için elverişli kıyılar ve koy ortasındaki korsan adası, hem macera, tırmanma, dalma, su altı avcılığı gibi tutkuları olanların, hem de fotoğraf ve video kamerayla ilginç görüntüler yakalamak isteyenlerin beklentilerine cevap veriyor.

Çevrede gezilecek yerler
Köyü ve koyu bir kenara bırakıp çevre turuna çıkacak olursanız Orhaniye’ye 10 dakika uzaklıkta Turgut Köyünde halı dokuyan köy kadınlarının turistlere yaptıkları halı gösterilerine katılabilirsiniz. Turistlere yapılan halı satışı sonrasında gruplar, Selimiye Köyünü, Bybassos Antik Kentini, Pınarcık Harabelerini, Amazon Ormanlarını anımsatan Şelale mevkiini veya Çiflik, Bayır gibi turistik merkezleri görüyorlar. Orhaniye Turgut Köyü yakınlarında tomb (piramit biçiminde anıt mezar) yoldan geçenlerin dikkatini çekmese de görülmeye değer özellikler taşıyor. Antik kentin nekropolü önünde bulunan ve saygın bir aileye ait olduğu belirlenen anıt mezarın öyküsü de ilginç…
Mutlu yaşamayı, iyi bir evlilik yapmayı düşleyenler, çocuğu olmayanlar, askere gidecekler buradan bir tutam toprak alıp dilekleri yerine gelene kadar saklıyorlar. Dilekleri yerine gelenler aldıkları toprağı aynı yere bırakıyorlar. Yörede yaygın inanış böyle…
 
Orhaniye’den ulaşılabilecek bir başka yakın gezi yeri de Bayırköy.
Bayırköy meydanına gelen turistleri kollarını açmış anıt ağaçlar karşılıyor. Bunlardan iki tanesi çınar, üçüncüsü kara servi ağacı. Ağaçlarının içinde en görkemlisi olan çınarın geniş gövde çapı 9 metreyi aşıyor. İki bin yaşında olduğu tahmin edilen ağacın tamamı ise uzun ve mutlu bir ömrün sembolü. Bu gelenek, İngilizce ve Almanca yazılı tabelalarla turistlerin görüşüne de sunuluyor. Tabelada ağacın etrafında tam bir tur atanların ömür boyu mutlu ve uzun yaşayacağı yazıyor. Bu yüzden ağaçları görmeye gelen, tabelaları okuyup inanan turistler, ağaç etrafını pek de belli etmemeye çalışarak, geziniyormuş gibi yaparaktan turluyorlar bu şekilde sembole ortak oluyorlar. Çınarların gölgelerinde oturanlar ise hem olayı seyrediyor, hem de uzun ve mutlu yaşamak keşke bu kadar kolay elde edilseydi diye söyleniyorlar. Her şeye rağmen dilekte bulunan turistler Bayırköy’den umutlu, mutlu ayrılıyorlar.
Ağaçlı meydanda çay bahçesi, kahve, yöresel ürünler, kekik suyu, kekik otu, defneyaprağı ve hediyelik eşyaların satıldığı tezgâhlar var.
Tema Vakfı Başkanı Hayrettin Karaca’nın yaşlarını tespit için inceleme yaptığı ulu çınarların hemen arkasında, bir başka ilginç ağaç daha yer alıyor. Gövdesinde açılan delikten fışkıran incir ağacı, aynı gövdede iki ağacın ortak yaşamına örnek oluşturuyor!
Çevreyi denizden gezmek isteyenlerin iki önemli durağı Hisarönü Körfezinde yer alan protez diş görünümlü “Dişlice Adası” ve deniz taşlarından yapılma taban mozaiğiyle ünlü kilisenin yer aldığı “Kamelya Adası” Orhaniye Koyundan kalkan tekne turlarında grupların arzusuna göre rota çiziliyor, teknede soğuk sandviç, meşrubat ikram ediliyor, balık yeniyor, piknik yapılıyor, bütün koylarda deniz banyosu için mola veriliyor, gün batımında da dönülüyor. Koyda dolunay zamanı gümüş tepsi gibi parlayan sularda mehtap turlarına da çıkılıyor.

Tem
09

Şile’ye Gidiyoruz!

Yazı Kategori Tatil Yeri

SILE

Şile Şahane
Bir İlçe bu kadar mı sevilir? Bir ilçe bu kadar mı rağbet görür. Bir ilçe bu kadar mı dolar? Özellikle hafta sonu İstanbul halkı sözleşmişçesine adeta Şileye akın ediyor.
Her iki köprüyü kullanarak Avrupa yakasından Anadolu yakasına geçenlerle, zaten Anadolu yakasında oturup tüm aileyi aracına dolduranlar, otobüsler, motosikletliler tek sıra günün erken saatlerinden itibaren Şile’nin yolunu tutuyorlar. Güzergâh sonunda sadece Şile yok tabii. Kimi daha Şile’ye gelmeden keşfettiği koylara, Riva’ya kaçamaklar yaparken, birçoğu rotayı yolun devamında yer alan diğer nefes borularına çeviriyor. Kabakoz, Ağva ve diğerleri sıcaktan bunalan, stresten yorulan 
bedenlere doping kaynağı oluyor. Şile denince ilk akla gelenler Şile Deniz Feneri, Şile Bezi, Şile Kalesi, Akşam güneşi, Ağlayan Kaya Mağaralarıdır.
Nasıl gidilir?
İstanbul-Şile arası 55 km lik asfalt yol. Güzergâh mide bulantısına neden olacak virajlardan arınmış. Eksiklerine rağmen birçok yeri otoyol kalitesine yakın denebilir.
Bazı bölümlerde iyileştirme, yeni şerit ilavesi gibi nedenlerle yol çalışmaları yapılıyor.
Otobüs yolculuğu için kişi başı 6,5 milyon ücret alınıyor hafta içi bir buçuk saatte Şile’den İstanbul’a gidilebiliyor. Pazar günü için yolculuk süresini kimse bilemiyor! Hafta içi her 20 dakikada bir otobüs kalkıyor. Pazar günleri saat 16.00 dan sonra her 5 dakikada bir otobüs seferleri yapılıyor.
Akşam dönüşüne katılan Ağva yolcuları ile birleşen tatilciler güzergâh boyunca bazı bölümlerde beklemek zorunda kalıyorlar.
Avrupa yakasından gelenler 1. veya 2. Köprüyü geçtikten sonra Şile çıkışından saparak yön tabelaları doğrultusunda gelinebilir.
Anadolu yakasından yola çıkanlar Bostancı- Erenköy tarafından 2. köprü yoluna girerek şile çıkışını kullanabilirler.
Veya Altunizade Capitol Alış veriş Merkezinin önünden geçip, şile sapağına kadar dönerek yola devam etmeliler.
Şile otobüslerinin kalkış noktası ise Üsküdar’da bulunuyor.

Tem
09

Yaz Tatilinde Antalya

Yazı Kategori Tatil Yeri

antalyaa

Antalya’ya yolculuk
Tarih ve doğanın birbiriyle sarmaş dolaş olduğu Antalya’yı yüzbinlerce turist her yıl bitmeyen bir sevgi, hayranlık ve özlemle kucaklıyor. Antalya’ya gelen turistler kendilerini tatmin edebileceği her türlü aktiviteyi gerçekleştirebiliyorlar. İster cennet kıyılarında tekne gezintisi, ister altın kumsallarında plaj keyfi, ister şelalelerinde doyumsuz seyirler, ister kanyonlarında yada nehirlerinde heyecan fırtınası yaşamak istesinler; Antalya, bütün olanaklarıyla konuklarına unutamayacakları ikramlarda bulunuyor.
Hayat bazen monotonlaşır ya, buna yorgunluk, bıkkınlık, isteksizlik de eklenince hiçbir şey zevk vermez… Heyecan kaybolur, yerini endişeye bırakır, beklentiler artar… İşte böyle bir duruma girdiğinizi sezinliyorsanız sizin acil olarak tatile, dinlenmeye, yeni heyecanlara ihtiyacınız var demektir. Fakat günümüzde dinlenmek, öyle ayakları uzatıp uyumakla olmuyor. Önemli olan kafayı boşaltıp, beyin yorgunluğundan, düşüncelerden kurtulmak. İlle de bir yere gidip, sabit kalmak da şart değil. Biz bu defa sizi, herkesin çok iyi bildiği doğal güzellikler, antik kentler ve alternatif turizm çeşitleriyle ünlü, güneyin incisi Antalya’ya götüreceğiz. Evet, merkez üssümüz Antalya belki ama kent çevresinde günübirlik gezilip görülecek öyle çok yer var ki, hangi birine gideceğinizi, hangi tura katılacağınızı karar vermekte zorlanacaksınız.
Kaleiçi, Kurşunlu Şelalesi piknik yeri, tekne turları, Phaselis antik kenti, Aspendos tiyatrosu, Perge, Olimpos Milli Parkı’nda jeep safari, Köprüçay Kanyonu’nda rafting, Termessos antik kenti, Kemer sahilleri veya Konyaaltı Plajı, Aqualand, Aquaworld, Aquapark unutulmaz anılarla vakit geçirebileceğiniz yerlerden sadece bazıları. Şimdi de bunlardan birkaçına göz atalım.
Artık sıcaktan bunalanların bir kaçış yolu da rafting. Köprüçay Kanyonu’nda yapılan rafting turlarına katılmak için 17 acentadan birine rezervasyon yapmanız yeterli. Otelinizden servislere alınıp, tur sonrası yine aynı yerlere bırakılıyorsunuz. Günde yaklaşık 2500 kişinin rafting yaptığı Köprüçay’ın Antalya’ya uzaklığı 95 km. Yeni yoldan beş konak üzerinden 1.5 saatlik bir yolculukla ulaşılıyor. Saat 11:30′daki turlara kendi araçlarıyla gelenler ve acenta servisleriyle gelenler farklı ücret ödüyorlar. Parkur 12 km. Yolculuk akşam 16:30′a dek sürüyor. 13:00-14:00 arası yemek molası verilirken, parkur boyunca bir çok yer görülüp, küçük şelaleler geçiliyor. Sulu animasyonlar, oyunlar, su savaşları yapan raftingçiler dönüşte fotoğraflarını alarak günü noktalıyorlar. Köprüçay’ın su sıcaklığı ise Antalya’ya inat, sadece 12 derece.
Kemer, en yoğun tatil beldelerinden biri. Akdeniz’e has mavisiyle cazibesini koruyan temiz denizi Torosların yemyeşil çam ormanları, narenciye bahçeleriyle çevrili. Kemer’de gündüz ve gece apayrı dünyalar yaşanıyor. Plajın sahil kesimi rengarek şemsiyelerle, şezlonglarla görünmez olurken, denizin açıklarında jet-ski, banana, su kayağı, parasailing, surf hamburgere binenlerle renkleniyor. Kemer’de son yıllarda hizmete giren Aquaworld isimli bir de su cenneti var. Yöneticiliğini Erol Altun’un yaptığı işletmede ,türlü su eğlenceleri, kaydıraklarla coşarak, akşama dek eğlenilebilinir.
Antalya, yemyeşil bitki örtüsü, seraları ve şelaleleriyle cennetten bir köşe gibi. Aksu ilçesinde yer alan Kurşunlu Şelalesi yaz-kış gezgincileri ve piknikçileri ağırlarken, içindeki 7 göletde yüzün üzerinde bulunan kuş çeşitleri, ender rastlanan bitki örnekleriyle görsel lezzetler sunuyor. Antalya’dan Alanya yönüne doğru 17 km., sonra Isparta-Kurşunlu sapağı ile ayrılıp 8 km de ulaşılan Kurşunlu’da günübirlik mesire keyfi yapılıyor. Merdivenlerle inilip, patika yolu takip edenler şelale altına inince, bu anı da görüntülemeyi ihmal etmiyorlar. Kaktüsler, bitki tünelleri, suya doymuş anıt çınar ağaçları arasında devam eden yürüyüş sırasında su sesiyle zümrüt yeşili bitkiler gözünüzü ve dimağınızı dinlendiriyor.
Antik kentler
Kurşunlu Şelalesi’ne giderken yolunuz üzerinde görülmesi gereken antik kentlerden biri de Aksu İlçesi’nin 2 km içerisinde bulunan Perge antik kenti. Restorasyon çalışmaları nedeniyle tiyatrosu kapalı olsa da kent kalıntıları görmeye değer güzellikte. Antik kentlere meraklıysanız, Serik İlçesi’ni geçtikten sonra sola ayrılan yolda bulunan Aspendos’u görmelisiniz. Günümüzde birçok sanatsal gösteriye sahne olan Aspendos’un en güzel seyri ise öğleden sonra ışığında, yanından çıkılan tiyatro tepesinden yapılabiliyor.
Phaselis
Antalya-Fenike karayolundan 1 km mesafede olan Phaselis, Rodoslular tarafından M.Ö. 693 yılında Liman Kenti olarak kurulmuş Bu güzel beldenin kuzey, orta ve güney olmak üzere 3 limanı bulunuyor. Rahatlıkla gezilen antik kentten günümüze kadar gelen kalıntılar arasında Agora, tiyatro, Su kemerleri, kent surları, sarnış, hamam ve kilise bulunuyor. Çamyuva’ya 12, Antalya’ya 60 km uzaklıkta bulunan antik kent yaz kış gezilirken, çevresini saran binlerce çeşit çiçekle bezenmiş bu nedenle de parfüm deposu olarak ün salmış. Sığ, temiz ve ekim ayı sonuna kadar 26 derecede kalan ılık denizi ile piknikçilerin gözde mekanı.
Olympos
Pahalis’ten devam ederek Antalya-Fenike karayolundan sola ayrılan Adrasan yolu sizi bir başka sahil kenti Olympos’a götürüyor. Kuruluşu helenistik döneme rastlayan kent Lyklia’ya bağlı bir yerleşim merkezi iken Phaselis gibi korsan saldırılarına hedef olmuş. Denizci kenti Roma komutanı İsavrieus tarafından kurtarılmış. Liman avantajıyla deniz ticareti alanında M.S. 3.yy’ye kadar parlak dönem yaşamışsada sonunda Cenevis ve Venediklilerin etkisi altına girmiş. Akropolde Kaptan Endemos’a ait anıtsal kabartmalı lahit, Bizans basilikası, tiyatro kapısı, Roma tapınağı, kent agorası gezilebilir.
Antalya Kaleiçi
M.S. 4 yüzyıla kadar uzanan Helenistik devirden sonra Antalya, 10. asır Bizans-Seçuklu dönemini yaşamış. 14. ve 15. yüzyıllarda Hamitoğulları ve Tekeoğulları beyliklerinden sonraYıldırım Beyazıt zamanında Osmanlı egemenliğine girmiş. 1670 yıllarında kenti gezen Evliya Çelebi, üç tarafı bahçelerle çevrili şehrin kale içinde dar sokaklı üç bin evli dört mahalle bulunduğunu; limanın 200 parça gemi alacak genişlikte olduğunu ve çarşının surlar dışında yer aldığını yazmış. Bu gün Kaleiçi olarak anılan 42 hektarlık bölgede sokak ve evlerin orijinalliği korunarak eğlence merkezine dönüştürülmüş. Restoranlar, cafeler, barlar, konaklama tesisleri, dükkanları, çarşılar ve marina yaşantısı ile turistlerin olduğu kadar yerli halkın da en önemli uğrak yerlerini oluşturuyor.
Kentin en önemli plajı ise geniş kumsalı, imrendirici renkteki, temiz denizi ile Konyaaltı sahili ziyaretçilerini ağırlıyor.
Antalya’da Gezilecek Yerler
Kaleiçi’nden kalkan kiralık teknelerle, Antalya falezlerini, kentin denizden düden şelalesinin denize döküldüğünü zahmetsizce ve yorulmadan seyredebilirsiniz.
Kaleiçi evlerine bakarak hediyelik eşya dükkanları arasında bir foto safariye çıkabilirsiniz.
Hadrian kapısı, kesik minare gezinize renk katarken Karaalioğlu Parkı, görsel açıdan olduğu kadar ruhunuzu da dinlendirecek özelliklere sahip. Kent Müzesi bir başka alternatif olabilir. Ödüllü müzelerimizden olan Antalya Müzesi eserleri sergileme başarısına da sahip. Yivli Minare ve çevresi gerek çarşı dükkanları gerekse dönerciler çarşısı, reçel dükkanları, şiş köfte satıcıları renkli ortamlardan sayılıyor. Korkuteli yolunu seçenler Su parkına uğrayabilir, Termesos Antik Kenti’ni gezebilirler. Merdiven tırmanmayı göze alanlar bir hayli yüksekte bulunan Karain mağarasını görebilirler. Bir başka Antik Kent’te Antalya’dan Burdur’a yol alırken kent çıkışından hemen sonrarşınızda yer alan Ariassos Harabeleri gezilebilir.
Belkıs’ın Efsanesi
Aspendos adıyla da bilinen Belkıs harabelerinin Anadolu efsaneleri arasında ilginç bir öyküsü bulunuyor. Antonius Pius (138- 164) tarihleri arasında inşa edilen tiyatro kadar, kentin su ihtiyacını karşılayan kemerlerin de öyküsü halk arasında dilden dile dolaşıyor. Romalılar Döneminde kent idaresinin başında bulunan valinin dillere destan güzellikte bir kızı varmış. Kentin iki ünlü mimarı da aynı kıza âşıkmış. Vali ise kızını hangisi ile evlendireceğine karar vermekte güçlük çekerken damat adayını seçmek için bir yol bulmuş. Mimarları çağırıp teklifini iletmiş “Hanginiz kent için yararlı ve güzel bir eser ortaya koyarsa kızımla o evlenecektir” buyurmuş. Mimarlar yoğun çalışma dönemi sonrasında eserlerini sunmuşlar. Mimarlardan biri Belkıs’a su getiren suyollarını, kemerleri inşa edip kentin su ihtiyacını giderirken, diğeri görkemli Aspendos tiyatrosunu tamamlamış. Her iki muhteşem eser karşısında zor durumda kala kalan güzel kızın babası hükümdar, bu defa kızını hangisinin daha çok sevdiğini anlamak için bir başka yolu denemiş.”Her ikiniz de çok yararlı eserler yarattınız bu nedenle sözümü tutmak için kızımı ortadan ikiye bölüp, bir yarısını birinize diğer yarısını diğerinize verip evlendireceğim” demiş. Mimarlardan biri kızın ortadan bölünmesine kıyamayarak ben vazgeçtim, kızınızı rakibime verin, yeter ki o ölmesin demiş. Baba da kızının ortadan bölünmesine razı gelemeyecek kadar çok seven mimarın o olduğuna inanıp kızını vermiş.
Nasıl Gidilir ?
Antalya’ya en pratik ulaşım hava yolu. Havalimanı çıkışı kent bağlantısı ise hala tam manasıyla organize olmuş değil. Otobüs yolculuğunu seçenler bir çok otobüs firmasının direk gidiş seyehatleri mevcut.
Özel araçla İstanbul’dan yola çıkanlar Adapazarı, Bilecik, Kütahya veya Bursa, Orhaneli, Harmancık, Tavşanlı, Kütahya üzerinden Afyon-Burdur yoluyla Antalya’ya ulaşabilirler. Bursa-Kütahya yolunu tercih edenler nispeten daha az trafikli, ormanlık, manzarası güzel, virajlı ama serin ve bol çeşmeli bir güzergah takip edebilirler.
Antalya çevresindeki görülecek yerlerin hemen hemen hepsi asfalt ve yeni düzenlemelerle genişletilmiş. Buna rağmen Kaleiçi ve Kemer-Tekirova arasında tatil merkezlerinden safari gezileri için oto, jeep, motorsiklet kiralayan, tur organizasyonu yapan bir çok acentayla temasa geçebilirsiniz.

Tem
09

Gliserinin Saça Faydaları Nelerdir?

Yazı Kategori Kadınlar, Sağlık

saç bakımı

Saç bakımı
Gliserin cilt bakımında olduğu gibi saç bakımında da etkili bir maddedir. Gliserin donduğunda sakız kıvamına gelen ve yüksek kaynama noktasına sahip olan doğal, renksiz ve yoğun bir sıvıdır. Gliserin suda ve alkolde çözünür ancak yağlarda çözünmez. Diğer taraftan birçok madde gliserinin içinde alkol ve suda çözündüğünden çok daha iyi çözünür. Yani gliserin iyi bir çözücüdür.
Gliserin aynı zamanda havadaki nemi hapsetme özelliğine sahiptir. Örneğin bir şişe saf gliserinin mutfağınızda havayla temas etmesine izin verirseniz, havadaki nemi hapsedecek ve gliserinin yüzde 20 si oranında suyu içine çekecektir.
Nemi hapsetme özelliği sayesinde gliserin cildinizi yumuşatır ve nemlendirir. Gliserinin faydaları arasında saçınızdaki nem oranını dengelemesi de bulunmaktadır. Saçınıza saf gliserin sürdüğünüzde havadaki nemi çekerek saçlarınızın nem oranını artıracaktır. Eğer kuru saçlarınız varsa saçınıza gliserin sürmeniz doğal yollardan nem oranını dengelemenize yardımcı olacaktır.
Piyasada satılan bazı şampuan ve sabunlarda gliserin kullanılmaktadır. Gliserin oranı yüksek şampuanlar saçınıza daha faydalı olabilir. Gliserin oranı yüksek sabunlar ise cildinizi kurutmayacak aksine nemli kalmasını sağlayarak cildinizin hoş bir görünüm kazanmasına yardımcı olacaktır.
Firmalar genellikle üst sınıf ürünlerinde gliserini kullanmaktadır. Ve gliserinin faydalarını reklamlarında satış stratejisi olarak da kullanırlar. Ve bu haklı bir stratejidir. Gliserin sabunlarda kullanılmak için yüksek maliyetli bir hammaddedir.
Sonuç olarak gliserin saç bakımı için kullanabileceğiniz doğal saç bakım kürleriniz arasında yerini almaya hak edecek bir üründür.  Ancak dikkat edilmesi gereken nokta, saçınız kuruyken gliserin sürmenin faydadan çok zarar getirebileceği gerçeğidir. Gliserini suyla karıştırdıktan sonra saçınıza sürün ya da saçınız ıslakken bu işlemi gerçekleştirin. Aksi takdirde saçınızda varolan nemi gliserin çekerek saçınızdaki nem oranının düşmesine ve saçınızın elastikiyetini kaybetmesine neden olabilir.
Bitkisel Gliserin mi, Hayvansal Gliserin mi ?
Piyasada bulabileceğiniz saf gliserin iki türlü üretilebilmektedir. Bitkisel kaynaklardan üretilen gliserin ya da hayvansal kaynaklardan üretilen gliserin. Bununla ilgili saclarimiz.com’ un size tavsiye ettiği bitkisel üretim gliserindir. Bitkilerden üretilmiş olan gliserin saçınızda nemi hayvansal gliserine oranla çok daha iyi tutacaktır. Hayvansal kaynaklardan üretilmiş olan gliserini size tavsiye etmiyoruz.

Tem
09

Kirazın Vücudumuza Yararı

Yazı Kategori Sağlık

kiraz

Kirazın faydaları
Kiraz eşsiz lezzeti ile yaz aylarının en güzel meyvelerinden biri olduğu gibi sağlığımız için de son derece yararlıdır. Kiraz fitokimyasallar açısından zengindir. Bunlar: anthocyanins (mevye ve sebzelerin rengini veren pigmentler; ki bunlar hücreleri zararlı kanserojen maddelere karşı koruyan antioksidan özellikleri sebebiyle kansere karşı seçenek oluşturabilirler). İçindeki antioksidan maddeler aracılığı ile hem kanser hem de alerji ve enfeksiyon önleyici özellikler taşıyan bir meyvedir.  Kiraz hem kolesterolü hem de kan şekerini düşürmeye yardımcı olabilir. 100 gram kirazda, 17 bin miligram C vitamini bulunmaktadır. Her insanın günde 60-80 miligram C Vitamini alması gerekli olduğu düşünülünce bu çok önemlidir.Kirazda   B1, B2, B5 vitaminleri,A vitamini ve  magnezyum ve kalsiyum da bulunmaktadır. Ürik asit ve ürat tuzlarının vücuttan atılmasını sağlayabilir. Bu nedenle romatizma ve gut hastalıkları, eklem kireçlenmesi ve damar sertliğinin tedavisinde kullanılabilir.Kabızlığı önlemede etkilidir. Kiraz menopoz döneminde faydalıdır..
Kirazda bulunan kinik asit, böbreklerin taş ve kum yapmasını önleyebilir ve varsa zamanla dökülmesine yardımcı olabilir.Kandaki zararlı maddelerin vücuttan atılmasına yardımcı olabilir. Aşırı ilaç tüketimi ile karaciğerde oluşan yükün azaltılmasında yardımcıdır. Nikotinin vücuttan atılmasında faydalıdır.İçerdiği meyve şekeri levüloz rahat sindirilebildiği için, şeker hastaları da kirazı yanında protein kaynağı besinlerle birlikte tüketebilir.
Kiraz mide, bağırsak ve idrar yolları hastalıklarında çok faydalı olup, karaciğer rahatsızlıklarına da şifalı gelmektedir.Kirazın kanı sulandırır ve temizler. Çağımızın en büyük sorunlarından biri olan stresi yenmemize de yardımcıdır.Kiraz meyvesi ağrıların dindirilmesinde  etkilidir. Kimi araştırıcılara göre, günde 20 kiraz yemek bir aspirin almakla eşdeğer görülüyor. Ayrıca kirazda bulunan antosiyanin maddesi E ve C vitaminlerine benzer antioksidan etkiler yapmaktadır.Sonuç olarak kiraz sağlığımız ve damak lezzetimiz için olmazsa olmaz bir meyvedir.

Tem
09

Akciğer Kanseri Hakkında

Yazı Kategori Sağlık

KANSER

Akciğer Kanseri
Akciğer kanseri, akciğer dokusunun malignant transformasyonu (değişime uğraması) ve yayılması(metastazı) nedeniyle oluşan kanser türüdür. Tüm kanser türleri arasında en ölümcül kanser türü olan akciğer kanserinden dünya çapında her yıl yaklaşık olarak üç milyon insan yaşamını yitirmektedir.
Tüm kanserlerin %16′sı, tüm kanser ölümlerinin %28′i ( erkeklerde %35, kadınlarda %19 ) akciğer kanseri nedeniyledir.Aslında tarihsel olarak çoğunlukla erkeklerde görülen bir kanser tipi olmasına rağmen, son yıllarda kadınlarda görülme sıklığının giderek artması, sigara içen kadınların oranındaki artışa bağlanmaktadır. Günümüzde, akciğer kanseri, kadınlarda ölüme sebebiyet veren kanser türleri arasında en önde gelenidir ve göğüs (meme) kanseri, yumurtalık ve yumurtalık tüpü kanserleri toplamından daha yaygındır. Yine de, hatırlatmakta fayda var ki, başka yönlerden sağlıklı olan ve hayatı boyunca sigara kullanmamış olan insanlar da akciğer kanserine yakalanabilmektedirler.
Son araştırmaların ışığında, akciğer kanseri riskini artıran en önemli faktör kanserojen maddelerin uzun süre boyunca solunumundan kaynaklanmaktadır (sigara içmek ve sigara dumanına maruz kalmak gibi).
Teşhis ve tedavi kanserin histolojik tipine, aşamasına ( yayılma derecesi), ve hastanın genel performans durumuna bağlıdır. Ameliyatlar, kemoterapi ve radyoterapi yaygın olan tedavi amaçlı uygulamalardır.Ayrıca son dönem yeni tedavi çalışmaları vardır.bunlardan en etkilisi cytotron tedavi yöntemidir.Hastalarda sevindirici sonuçlar alınmıştır.merkezleri kosova hindistan ve malezya da bulunmaktadır( bkz:www.cytotron.com)
Trakea , bronşlar, bronşioller gibi alt solunum yolları veya akciğer parankiminden gelişen tümörler için Akciğer Kanserleri terimi kullanılır.
En sık 50- 70 yaşlar ( %5′i 40 yaş altında ) arasında görülür.
Asemptomatik yani belirtisi yok olabilir.
Akciğer kanserinde genellikle görülen belirti ve bulgular
Öksürük
Nefes darlığı ve nefes almada zorlanma
Kanlı balgam çıkarma ve kan tükürme
Egzersiz yapmada zorlanma
Göğüs ağrısı
Ses Kısıklığı
Kol ve Omuz Ağrısı
Yutarken zorlanma ve takıntı hissi
Kemik ağrısı
Anemi yani kansızlık
Düzensiz kalp atımları
Lenfadenopati
Başağrısı
Sarılık
Cilt ve Ciltaltı Nodülleri
İştahsızlık, halsizlik ve kilo kaybı
Hırıltılı solunum
Sık tekrarlayan zatüreler
Yutma güçlüğü
Yüzde dolgunluk ve kızarma
Göğüs kafesi içinde lenf sıvısı birikimi
Ateş
Çarpıntı ve senkop (bayılma)
Omuz ve kol ağrısı
Göz kapağında düşme, gözün içine çökmesi vb
Akciğer Kanseri’nin nedenleri
Akciğer kanserinin oluşumunda en çok aşağıdaki faktörlerin etkili olduğuna inanılmaktadır:
Sigara (% 90′dan daha fazla)
Radon ( nedenlerin % 15′i olarak gösterilmektedir.)
Radondan korunmanın en etkili yolu ahşap evlerde yaşamaktır.
Asbest
Asbest elyaflı çatılar ( atermit , eternit vs) dan akan suların sızabileceği yerlerden korununuz. Bazı belediyeler asbestli çimento kullanılarak imal edilmİş içme suyu boruları kullanabilmektedir.
Kronik İntertisyel Pnömonitis
Halojen eterler (klorometileter)
Inorganik arsenik
Radyoizotoplar
Hava kirliliği
Ağır metaller
Krom
Nikel
Hardal gazı
Vitamin A ve E eksikliği
Risk faktörleri
Sigara
Hava kirliliği
Radyasyon yerini almaktadır.
Tedavi
Tümörün büyüklüğüne, yayılımına ve patolojik tipine bağlı olarak tedavide:
• Cerrahi
• Kemoterapi (ilaç tedavisi)
• Radyoterapi (ışın tedavisi) önemli yerler tutmaktadır.
Akciğerlerde başlayan kanserler 2 tipe ayrılırlar. Mikroskop altında hücrelerin görüntüsüne göre küçük olmayan hücreli akciğer kanseri ve küçük hücreli akciğer kanseri. Her tip akciğer kanseri farklı şekilde büyür, gelişir ve tedavi edilir.

Tem
09

Yemekteyiz’in Mardin Birincisi

Yazı Kategori Genel, Yaşam

yemekteyiz

Yemekteyiz’in şampiyonu
Bir televizyon kanalının düzenlemiş olduğu yemek yarışmasında birinci olan, 2 metre 10 santim boyundaki Necmettin Atay, Mardin Valisi Hasan Duruer’i ziyaret etti.
Bir hafta boyunca 4 kadın yarışmacı ile yarışan ve yaptığı kaburga dolması ve fırında güveç ile adını tüm Türkiye’ye duyuran 40 yaşındaki Necmettin Atay’ı makamında kabul eden Vali Hasan Duruer, Mardin’i Türkiye’ye tanıttığı için Atay’a teşekkür etti.
2 metre 10 santim boyu ile katıldığı yemek yarışmasında Mardin’i tanıtan Necmettin Atay’ın sergilediği performans Vali Duruer’den takdir gördü. Atay, doğallığını hiç kaybetmeden yarıştığını söylerken Vali Duruer, “Bir hafta boyunca Mardin’in reklamını bütün Türkiye seyretti. Hem kültürünü hem de tarihi ve mahalli yemeklerini tüm dünya seyretti. Bu konuda Necmettin Bey’e teşekkür ediyoruz” dedi
Necmettin Atay ise yarışmada birinci seçilmesinden dolayı çok mutlu olduğunu belirtti. Atay, “Bir hafta boyunca 4 bayan yarışmacı ile kıyasıya yarıştım. Yarışma sonucunda vatandaşların desteği ile birinci oldum. Kazandığım 10 bin TL ödülle çocuklarımı okutacağım. Zaten yarışmaya girerken de amacım kazandığım parayla çocuklarıma eğitim için daha iyi bir gelecek hazırlamaktı. Bunu da başardığım için çok mutluyum. Bu konuda bana SMS gönderen ve destekte bulunan herkese teşekkür ediyorum” şeklinde konuştu.

Tem
09

Şişe Su Kullanımı Artık Yasak!

Yazı Kategori Dünya, Genel

suu

Avustralya’da halkın oylarıyla şişe su kullanımı yasaklandı.
Avustralya’nın Bundanoon kentinde yaşayanlar yaptıkları oylama sonucunda şişe sularının satışını yasakladı. Bu şekilde hem doğayı hem de bütçelerini koruytacaklarını düşünen kent sakinleri dünyada bu şekilde bir sanayi koluna karşı, resmi radikal bir uygulamaya geçen ilk topluluk oldular.
Bu kararın çıkmasından bir saat önce New South West belediyesi de gereksiz finans israfı ve çevreye zarar olduğu gerkçesiyle, tüm kamu kurum ve kuruluşlarında şişe su alımını ve kullanımını yasaklamıştı.
Bundanoon’daki kampanyaya katılanlardan Jon Dee ” Daha önce bir odadaki 350 Avustralyalı’nın aynı fikirde olduğunu hiç görmemiştim.” dedi ve ekledi “İnsanların artık şişe su firmaları tarafında kandırıldıklarını anlamasının zamanı gelmişti”.
Son birkaç yıldır şişe sularının bir nevi israf olduğu çeşitli paltformlarda dile getiriliyor, hatta ABD ve Kanada’nın devlet dairelerinde şişe su kullanımı kaldırılmış bulunuyor. Şişe sulara verilen paranın vatandaşın vergilerinden sağlanıyor olması bu tür kararların alınmasında en önemli sebep.
Avustralya’da koca bir kentin el birliği ile böyle bir karar alabilmesinde elbette en önemli etken hükümet ve belediyenin musluklardan güvenli ve temiz su akmasını sağlaması oldu. Musluk suları güvenli olunca tabi ki şişe suyun kullanımı anlamsız hatta zararlı kabul edilebiliyor. Plastiğin doğaya zararı herkesçe biliniyor fakat şehir suları ve musluk surları temiz olmayınca içme suyu için malesef fazla bir alternatifimiz kalmıyor.

Tem
09

KPSS 2010′da Yapılacak

Yazı Kategori Eğitim, Genel

kpsss

Bu Yıl Yeni Bir KPSS Yok
2009 Yılı İçerisinde Yeni Bir Genel KPSS Yapılmayacak. 2010 Yılında Devlet Personel Başkanlığı ve ÖSYM Başkanlığınca Belirlenecek Tarihlerde Gerçekleştirilecek.
ÖSYM’nin sınav takvimi ve kapasitesi dikkate alındığında 2009 yılı içerisinde yeni bir genel Kamu Personel Seçme Sınavı  yapılmasının mümkün olmadığı bildirildi.
Genel KPSS’ler planlandığı gibi 2010 yılında Devlet Personel Başkanlığı ve ÖSYM Başkanlığınca belirlenecek tarihlerde gerçekleştirilecek.
Devlet Bakanı Hayati Yazıcı’nın Basın Müşavirliğinden yapılan yazılı açıklamada, ilgili kurumlar nezdinde, ”mümkünlük, uygunluk ve gereklilik” kapsamında yapılan görüşme ve değerlendirmelerin ardından konunun netliğe kavuştuğu bildirildi.
Açıklamada, ”Buna göre, 2009 yılı içerisinde yeni bir genel KPSS’nin yapılması, ÖSYM’nin sınav takvimi ve kapasitesi dikkate alındığında mümkün olamayacağından, Genel KPSS’ler planlandığı gibi 2010 yılında Devlet Personel Başkanlığı ve ÖSYM Başkanlığınca belirlenecek tarihlerde gerçekleştirilecektir” denildi.

Tem
09

Çin Mallarına Boykot Uygulayalım!

Yazı Kategori Dünya, Genel

çin

Çin mallarına boykot uygulamalıyız   
Yozgat Sanayi Fuarı’nda yaptığı konuşmada, Doğu Türkistan’da Uygur Türkleri’ne yönelik şiddet eylemleri nedeniyle Çin mallarının boykot edilmesi çağrısında bulunan Sanayi ve Ticaret Bakan Ergün, Türkiye’nin “devlet olarak” boykot kararı almadığını, almasının da mümkün olmadığını, ancak tüketicilerin tepkilerini bireysel olarak gösterebileceklerini söyledi.
Ergün, Yozgat Anadolu Turizm ve Otelcilik Meslek Lisesi’nde sanayicilerle ve sivil toplum kuruluşlarıyla yapacağı toplantı öncesinde gazetecilerin sorularını cevapladı.
Türkiye’nin, hükümet düzeyinde Çin mallarının boykot edilmesine ilişkin almış olduğu herhangi bir karar bulunmadığının altını çizen Ergün, şöyle konuştu.
Ancak toplumda birtakım tepkiler var. Bu tepkilere sivil toplum örgütleri, tüketici örgütleri, tüketicinin bizatihi kendisi tarafından karar verilmesi gerekir. Çin’de olan, Uygur Türkleri’ne karşı yapılmış olan bu muamelenin, bu olayların toplumumuzda meydana getirdiği tepkileri kimse görmezden gelemez. Çin yönetiminin de bunları görmezden gelmemesi gerekir dedi.
Çin yönetimine yönelik tepkilerin devletler düzeyinde farklı platformlarda, uluslar arası örgütler nezdinde dile getirilmesinin mümkün olacağına dikkat çeken Ergün, ”Yoksa Dünya Ticaret Örgütü üyesi ticari anlaşmalarla bağlı olan ülkelerin doğrudan doğruya yönetimlerin bu tür kararlar alması ve uygulaması sözkonusu olmaz. Ancak tüketiciler elbetteki tüketim kararlarını gözden geçirirler. Buna benzer olaylar geçmişte de oldu. Bizim kendi iç kamuoyumuzda da buna benzer gelişmeler oldu” dedi.
Bu konuda örnek de veren Bakan Ergün, “Mesela vergi indirimleri yaptığımızda bazı otomobil fabrikaları zam yapmayı tercih ettiler, bizden hükümet olarak müdahale etmemiz istendi. Hükümet olarak bunlara, bu fiyatlara müdahale etme imkanımız olmadığını ancak tüketicilerin kendi tercihlerini gözden geçirebileceklerini, zam yapan firmalarla, zam yapmayan firmaları birbirinden ayırabileceklerini, tamamen tüketicilerin kendine kalmış bir konudur. Dolayısıyla kamuoyundaki Doğu Türkistan’daki, Urumçi’deki olaylara karşı kamuoyundaki tepkilerin Çin yönetimi tarafındann da gözlenmesi ve duyarlılık gösterilmesi gerekmektedir. Biz bu duyarlılığa işaret etmiş olduk” diye konuştu.