Archive for Haziran, 2009
Haz
15
Yazı Kategori
Tekno & Bilim 
İnternetten iş yapanlar arttı
Kriz zamanının önemli sorunu olan işsizliğe internet iyi geliyor. Online iş sayısı 1 milyonu geçti.
ABD’de yapılan bir araştırma internetin ekonomiye ve iş dünyasına çok önemli katkıları olduğunu ortaya koydu. Araştırmaya göre internet kökenli işler, şu anda ABD ekonomisinin %2,1′ini oluşturuyor.
ABD’de gıda dışı alışverişin %10′unun internet üzerinde gerçekleştiğini ifade eden araştırma, internet reklamcılığının ise 20 milyar dolarlık bir çapa ulaştığını gösteriyor.
Küresel ekonomik krizin vurduğu iş gücü ise yine internet çare buluyor. Şu anda ABD’de yaşamını sadece internet kökenli bir işten kazananlar sayısı tam 1,2 milyonu bulmuş durumda.
İnternet üzerinden iş kurmanın da çok daha kolay olduğundan bahsedilen araştırma, bu sayede daha fazla kişinin kendi işini yapma şansı bulduğu ve interneti doğru yorumlayan bu iş sahiplerinin istihdama da katkıda bulunduklarını belirtiliyor.
Haz
15
Yazı Kategori
Sağlık 
Üç aylık bebek domuz gribinden öldü
Arjantin’de domuz gribine yol açan Influenza A/H1N1 virsünün ilk kurbanı 3 aylık bir bebek oldu. Şili ve Arjantin’de domuz gribi vakalarındaki artış sayısı korku veriyor.
Yetkililer, virüsün genetiğinde gribin kuş, domuz ve insanda görülen gribin özelliklerinin bulunduğunu belirterek, bebeğin virüsü nasıl veya nerden kaptığının kesin olarak bilinemediğini kaydetti.
Güney yarımkürede kış mevsiminin yakınlaştığı son günlerde özellikle Şili ve Arjantin’de H1N1 vakalarında artış görülüyor.
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından dün yapılan açıklamada, 76 ülkede 163′ü ölümle sonuçlanan 35.928 vaka olduğu kaydedilmişti.
Haz
15
Yazı Kategori
Aile,
Sağlık 
Çoçuklarımızda tik oluşmasın
Anne babaların çocuklarına yaptığı baskılar, çocuklarda tik oluşmasına neden oluyormuş.
Uzmanlar çocuklarda görülen; yineleyici, istem dışı, amaca yönelik olmayan, ancak baskılanabilen göz kırpma, burun çekme, boğazını temizleme gibi garip hareket ve ses çıkarmaları ‘tik’ olarak adlandırıyor.
Ses çıkarma şeklindeki tiklerin; boğaz temizleme, ses çıkarmadan konu dışı belirli sözcükleri ya da deyişleri yineleme, açık saçık sözcükler kullanma, küfür etme ve kendi söylediklerini, duyduğu son sesi ve cümleyi yinelemesi şeklinde ortaya çıktığı belirtiliyor.
Bir harekete tik denilebilmesi için yineleyici istem dışı, amaca yönelik olmayan, ancak baskılanabilen garip hareketler olması gerektiğini belirten Çocuk Hastalıkları uzmanı Dr. İsmail Özcan, “Nedeni tam olarak anlaşılamamış olmakla birlikte tiklerin oluşmasında genetik ve çevresel etkenlerin rol oynadığı düşünülmektedir. Beyin kimyasallarından (nörotransmitter) biri olan dopaminin anormal metabolizmasından kaynaklandığına dair dikkate değer kanıtlar bulunmuştur. Tik belirtileri genellikle gerginlik veren bir olay sonrasında artar.” dedi.
Uzman doktor Özcan, “Aile ve çevre tarafından yapılan uyarılar ile cezalandırmalar tiklerde artışa neden olabilir. Tiklerin genetik özelliği belirgin olup, yakın akrabalarında tikler olan çocuklarda daha sık rastlanır. Tikler sıklıkla çocuk ve ergen yaş dönemlerinde başlar. En sık görüldüğü yaşlar 7-12 arasındadır. Tikler geçici ya da kalıcı olabilir.” şeklinde konuştu.
Geçici olarak niteleyebilecek olan tiklerin, çeşitli beden bölgelerinde ortaya çıktığını ve bir yıldan kısa bir sürede kaybolduğunu kaydeden Özcan, “Bu bozukluk, çocuklar arasında oldukça yaygındır. Sağlıklı çocukların yüzde 12-14′ünde, daha sık, 3-10 yaşları arasında görülür. Eğer bir çocukta bu davranışlar bir yıldan fazla sürerse buna ‘uzun süren tik bozukluğu’ adı verilmektedir. Çocuklarda görülen tiklerin büyük bir kısmı erişkin yaşa gelmeden kaybolur, ancak bir kısmında erişkin dönemde de kalıcı olabilir.” diye konuştu..
Tiklerin yerleşmesinde anne, baba ya da öğretmen gibi, çocukların iletişimde olduğu kişilerin rolünün önemine dikkat çeken Uzm. Dr. İsmail Özcan, yetişkinlerin, çocukta ortaya çıkan tikler nedeniyle kaygılandığını, çocuğun her davranışını kontrol etmeye çalıştığını ifade etti.
Yetişkinlerin, çocukları sürekli uyararak kendilerini kontrol etmelerini istemelerinin, iki şekilde etkili olarak çocuklarda tiklerin yerleşmesine yol açtığını söyleyen Özcan şöyle konuştu: “Anne babanın kaygısı nedeniyle çocuk davranışlarını kontrol etmeye çalışır sonuçta da, yaşadığı gerginlik tiklerin daha çok ortaya çıkmasına neden olur. Bu nedenle tikleri söndürme ve yok etmede, aile öğretmen işbirliği önemlidir. Öğretmenin bilgilendirilmesiyle sınıfta çocuk için daha olumlu ve destekleyici bir çevre sağlanabilir. Öğretmen tarafından çocuğun tikleri nedeniyle sürekli azarlanması okuldan uzaklaşmasına neden olabilir. Öğretmenin bilgilendirilmesi de, tik davranışlarına olumlu yaklaşmasının sağlanması çok önemlidir. Destekleyici tedavi ve ilaç tedavisi yararlı olabilmektedir. Eğer çocuk tikleri ev dışı ortamlarda sergilemiyor, belirli durumlarda gösteriyorsa; bunun nedenlerinin değerlendirilmesi gerekecektir. Gerginliğin arttığı ya da yoğun ilginin gösterildiği durumlar tespit edildiğinde gerginliğin azaltılması, destek ve ilginin çocuğun pozitif yönlerine kaydırılması, tiklerin ortadan kalkmasına yardımcı olur. Tikler sık sık yeniden ortaya çıkıyor, çocuğu rahatsız ederek arkadaş ilişkilerinde sosyal hayatında sorun açıyor çocuğun kendine güvenini olumsuz etkiliyorsa, çocuk ve ergen ruh sağlığı uzmanına başvurulmalı, ilaç tedavisi eklenmelidir.”
Haz
15
Yazı Kategori
Genel
Anne sütü başarıyı artırıyor
Anne sütünün başarıyı artırıldığı ve çocukların daha fazla akademik performans gösterdiğini ortaya çıkarıldı.
Journal of Human Capital dergisinde yayınlanan, Amerikan ve Colorado Üniversitesi’nden araştırmacıların yürüttüğü çalışmada, anne sütü alan çocukların lise çağında daha iyi akademik başarı gösterdiği ve üniversiteden mezun olma olasılıklarının artırtığı tespit edildi.
Araştırmacılar bebekliğinde anne sütü alan ve almayan kardeşlerin akademik başarısına incelediklerinde, daha fazla emzirilen bebeklerin lisede daha yüksek notlar aldığını ve üniversiteden mezun olma olasılıklarının arttığını keşfettiler.
Emzirmenin zihinsel ve fiziksel sağlığa yararı olduğunu söyleyen araştırmacılar, bu çalışmanın başlangıç olduğunu belirterek, bu iki konu arasında kesin bir ilişki kurmak için çok fazla çalışma yapılması gerektiğini söylediler.
Haz
15
Yazı Kategori
Magazin
Emir’i Sibel’e Asla Vermem
Sibel Can Eşi Sulhi Aksüt ile 9 Yaşındaki Oğulları Emir Yüzünden Adeta Restleşiyor
9 yıllık evliliğini anlaşmalı olarak bitirmek isteyen Sibel Can eşi Sulhi Aksüt ile 9 yaşındaki oğulları Emir yüzünden adeta restleşiyor. Sibel Can’ın avukatı Kezban Hatemi ile sık sık biraraya gelen Sulhi Aksüt oğlu Emir’in velayetinin annesine verilmesini onaylamadığından anlaşmalı boşanma sağlanamıyor. Boşanma davasının ilk duruşmasının Eylül ayında görülecek olması da Can’ı daha da zor durumda bırakıyor. Emir’i sadece haftasonları babasının yanına gönderen sanatçının oğlunun velayetini almayı kafasına koyduğu öğrenildi. Bir an önce evliliğinin bitmesini isteyen ünlü şarkıcı yakınlarına “Onun yüzünü bile bir daha görmek istemiyorum” diyerek boşanma konusunda kesin kararlı olduğunu belirtiyor.
Haz
15
Yazı Kategori
Ekonomi 
ötv
Devlet Bakanı Babacan, ÖTV indirimiyle ilgili kararın en geç bu gece şekilleneceğini belirterek, “Eskisinin aynen devamı olmayacak” dedi. Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, mali sektör hakkındaki bilgilendirme toplantısında ÖTV indirimi hakkındaki düzenlemenin en geç bu gece şekillendirileceğini belirtti. Babacan düzenlediği basın toplantısında düzenlemenin Başbakan Tayyip Erdoğan’a sunulacağını söyledi ve indirimli oranlardaki uygulamayla ilgili olarak “Eskisinin aynen devamı olmayacak” dedi. Hükümet stokları eritmek ve iç piyasayı canlandırmak üzere beyaz eşya ve otomotivde üç aylık ÖTV indirimine gidilmişti. Konut alımındaki KDV oranı da yüzde 10′dan yüzde 8′e düşürülmüştü. Hükümetin sonraki tedbir paketinde de mobilya, büro makinaları, bilgisayar ve iş makinalarından alınan KDV 3 ay süreyle yüzde 8′e çekilmişti.
Haz
15
Yazı Kategori
Sağlık,
Tatil Yeri

zehirli deniz anası
Deniz kirliliğin artmasıyla, doğal planktonik çeşitliliğin azalması nedeniyle ekolojik toleransı yüksek olan zehirli deniz analarının sayısının hızla arttığı belirtildi.
İzmit Körfezi’nde görülen ve Marmara Denizi’nde yayılmaya başlayan zehirli deniz analarının, Akdeniz, Ege ve Marmara Denizi’nde 9 yıldır görüldüğü belirtildi.
İstanbul Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Deniz Biyolojisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Melek İşinibilir Okyar, yaptığı açıklamada, bu yıl İzmit Körfezi ile İstanbul Kumkapı sahillerinde görünen Pusula adlı zehirli denizanasının giderek Marmara Denizi’nde yayıldığını söyledi.
Zehirli denizanalarının Tekirdağ ve Şarköy sahillerinde de görüldüğü yönünde bilgilere ulaştığını ifade eden Okyar, yarı küre şeklindeki vücut yapısına sahip ve tepesinden kenarına doğru uzanan sarı-kahverengi 16 adet V şeklinde bantları bulunan zehirli deniz analarının ilk kez 2000 yılında Erdek Körfezi’nde ortaya çıktığını belirtti.
Vücut çapının 30 ile 42 santimetreye kadar ulaşan, kenarlarında 24 adet dokunaç bulunan zehirli deniz analarının kahverengi, sarı, kırmızı tonlarında olabileceğini ifade eden Okyar, ”Ağız etrafında 4 adet uzun ve kenarları kıvrımlı ağız kolları bulunur. Boyları vücudunun 3-4 katı uzunluğundadır. Bunlarında rengi portakal rengi-kahverengi ve kızıl arasında değişkenlik gösterir. Genelde kıyısal bölgelerde yayılım gösteren bu tür tüm dünya denizlerinde bulunur” dedi.
Okyar, Marmara Denizi’nde özellikle kıyısal alanlarda genelde az sayıda gözlemlenen zehirli deniz analarının Marmara Denizi’ne akıntı ile ya da gemilerin balast suları ile taşındığının tahmin edildiğini vurguladı.
DENİZ ANALARININ SAYISINDA ARTIŞ
Okyar, denizlerde oluşan kirlilik, aşırı avcılık ve küresel ısınmaya bağlı olarak tüm dünyada denizanalarının sayısında bir artış gözlemlediğini belirtti.
Kirliliğin artışı sonucu doğal planktonik çeşitliliğin azalması ve ekolojik toleransı yüksek bazı türlerin arttığını ifade eden Okyar, şunları kaydetti:
”Denizanaları bu fırsatçı türler arasında yer alır. Ayrıca artan diğer planktonik canlılar bunların besinini oluşturması sebebiyle denizanaları hızla çoğalırlar. Kirliliğin bir sonucu olarak, bunlar üzerinden beslenen canlı stokların azalması ya da ortadan kalkması ile denizanalarının da artışı engellenemez bir hale gelmiştir.
Denizanalarının başlıca avcıları deniz kaplumbağaları, kılıç balıkları ve orkinoz balıkları olarak bilinmektedir. Bunun dışında küresel ısınma denizanalarının dağılım alanlarının oldukça genişlemesine sebep olmuştur.”
Marmara Denizi’nde Chrysaora hysoscella dışında Aurelia aurita ve Rhizostoma pulma adı verilen denizanalarının da yaygın olarak bulunduğunu anlatan Okyar, şunları söyledi:
”Türkiye denizlerinde en sık rastlanan denizanası türü olan Aurella aurita, denizle ilişkisi olan herkesin bildiği bir türdür. Tüm denizlerimizde bulunurlar. Bu türün yol açtığı zehirlenmeler, genelde hafif kaşıntılar ve kızarıklarla atlatılır, çoğu zaman ondan etkilenmeyiz bile. Kıyılarımızda rastlanan diğer bir tür olan Rhisostoma pulmo’nun vücut yapısı da çan şeklindedir. Denizlerimizde yaşayan en büyük denizanalarından biridir. Vücut çapı 70 santimetreyi bulabilir ve mor renktedir. Rengi sebebiyle bu türe ‘deniz ciğeri’ adı verilir. Nematosistler ağız kolları üzerinde ve şemsiyenin çevresinde bulunurlar ve temas ettiği bölgede ciddi acı hissedilir.”